"Heeeyyyyyy!!!!!!" nefes nefese son gucuyle bagirdi Yixing, hizla uzaklasan otobusun arkasindan.
Ah simdi bir diger otobusu mu bekleyecekti. ~Neden hep boyle seyler benim basima geliyor, neden? Simdi ben nasil donecegim lanet olasi yurda.~
Yixing alti aydir dil egitimi icin burdaydi, Konkuk Universitesi'nin yurdunda misafir olarak kaldigi bu alti aylik sure boyunca, neredeyse her hafta bir kez, yurda donus saatini kaciriyor, sonra sirin suratiyla guvenlik gorevlisine yalvarir gozlerle bakarak kendini iceri aldiriyordu. Her hafta "Soz veriyorum bu son bir daha gec kalmayacagim." bos vaadiyle adami guldurur olmustu. Ve yine o sure icinde dilde de bu sehre alismak konusunda da pek yol kat etttigi soylenemezdi. Hala metroda kayboluyor, otobus saatlerini bir turlu aklinda tutamiyordu. Yurttaki odasinda Tayland, Cin ve
Malezyadan gelen 3 arkadasiyla kaliyordu. Arkadaslari arasinda da daha ilk gunlerden kendini sevdirir olmus yaptigi gulunc hatalarla da onlara nese kaynagi gorevi gormustu.
Caddede metroya dogru yururken, "Son bir hafta, bir hafta sonra tum bu sacmaliklardan kurtuluyorum. Evime, anneme donuyorum." dedi ve derin bir nefes aldi.
"Neden kendi kendine konusuyorsun?"
"Ah, ne?" Panikle sicrayarak yaninda aylak aylak yuruyen uzun boylu cocuga bakti.
"Merhaba. "
"Me-merhaba." Yanındakinin rahatlığının aksine tedirginlik ve gerginlik sarmıştı etrafını.
"Yurda mi gec kaldin yine?"
"Bunu nereden biliyorsunuz?"
"Biz seninle ayni yurttayiz Yixing, beni hatirlamadin mi?" keskin ve seytani bir gulumsemeyle Yixing'in gozlerinin icine bakiyordu.
"Seni hic gordugumu hatirlamiyorum."
"Ben senin gibi yurda hic gec kalmiyorum, belki bu yuzden gormuyorsundur." simdi gulumsemesine daha sirin bir hava vermeye calisiyordu. Birilerine rol yapmakta ne kadar da beceriksiz oldugunu gecirdi bir an icinden. Belki de bu yuzden onu ava gondermemisti Pro.
"Ah, ozur dilerim." sag elini kafasina goturup saclarini karistirdi. "Sen de gec kalmis oluyorsun bu durumda sanirim." diye Kai'ye sirinlik yapmaya calisti.
"Kutuphanede calisiyordum, saatin gec oldugunu farketmemisim, otobusu kacirdim ve simdi metroyla donmek zorundayim."
"Ben de... Nefret ediyorum metrodan, yurda kadar tekrar yurumek zorunda olmak cok sinir bozucu." Dudaklarini buzdu durumdan hosnutsuzlugunu mimikleriyle de ifade etmek ister gibiydi.
"En azindan ben bu aksam yalniz olmayacagim." dedi havali bir tavirla.
"Ah.. oyle mi?" dedi Yixing, simdi kafasi onde ayak uclarina bakiyordu. Biraz kirilmisti, Karsisinda hala ismini bile bilmedigi ama kendi yurdundan oldugunu soyleyen muhtesem gorunumlu cocuk onunla beraber gelir sanmisti.
"Neyin var?"
"Hic." Kafasini yerden kaldirmiyordu.
"Seninle birlikte yurda gelmemde bir sakinca mi var yoksa?" kendisinden biraz daha kisa olan Yixing'in karsisinda biraz egilerek ayni goz hizasina gelmeye calisti.
Yixing, parlayan gozleriyle bir anda kafasini kaldirdi ve Kai'ye kocaman gulumsedi. Sag yanaginda bir gamze belirdi. "Ben sanmistim ki..."
"Bu saatte bir yurda gec kaliyorum, ayni yere giden birine rastliyorum. Sanirim daha sansli olamazdim."
"Ben Yixing. Zhang Yixing..." dedi dudaklarini birbirine bastirip bir cizgi halinde gulumsemeye devam ederek elini uzatti.
"Kim Jongin." dedi Kai soguk bir ses tonuyla ve kisa keserek.
Metroya binene, metroda, metrodan inene kadar Yixing his susmadan bir seyler anlatti. Cin'deki yasami, buraya nasil geldigi, oda arkadaslarina kadar her seyi. Kai anlattiklarinin tek bir kelimesini bile dinlemiyordu. Zaten bunlarin tumunu en ince ayrintisina kadar biliyordu.
"Ve sonunda haftaya Cin'e donuyorum. Orada bir dans okulu acmayi dusunuyorum hemen." dedi Yixing.
Kai bir anda uykudan uyanir gibi irkildi. "Biliyor musun Yixing, gitmek icin bir haftan var ve ben o zaman kadar gunlerini dolu dolu gecirebilecegin bir yer biliyorum." dedi. Yixing'in yine gozleri parlamisti.
"Benim devamli gittigim bir dans okulu var ve harika insanlar orada calisma yapiyorlar, mutlaka gelmelisin."
"Tanrim, bu harika bir haber, elbette gelirim." Heyecanla olduğu yerde kıpırdandı.
Iste yine o guzel gamzeli cocukca gulumseme diye gecirdi icinden Kai ve cebinden bir kart cikarip Yixing'e uzatti. "Haftada bir bir otelde toplantilar duzenlenir. Her gun de 09:00-22:00 arasi dans egitimleri veriliyor."
Yixing'in bu bilgilerden sonra dans uzerine yaptigi kapsamli konusma esliginde yurdun kapisina gelmis olduklari icin sukretti Kai.
Yixing cantasindan giris karitini cikarmak icin savasmaya basladigi sirada; "Yixing, sanirim cep telefonumu metroda dusurdum. Bir an once gidip bulsam iyi olucak."
"Gercekten mi? Seninle geleyim, yardimim dokunur belki."
"Gerek yok, daha fazla sen gec kalma. Zaten hemen gider gelirim ben. Sonra gorurusuz."
"Peki, tesekkur ederim. Iyi geceler, Jongin ssi."
Kai yavaş, yine aylak adimlarla kaldirim boyunca ilerlerken Yixing giris karti elinde cekingen bir halde guvenlige yoneldi. Buyuk demir kapinin yaya girisinden gecerek, kafasini guvenlik kulubesinin kucuk kare camindan uzatan guvenligi her zaman ki ve en dogal gülümsemesiyle selamladi. Adam Yixing'e gecmesi için izin verince, Yixing ayaklarina poposuna vuracak kadar hizli bir sekilde, yurt binasina kostu, merdivenleri ikiser ikiser tırmanarak, ikinci kata ulastiginda, ziplayip kendi odasinin onunde durdu.
Sessizce iceri girdi, arkadaslarinin uyumus olabilecegini goz onunde bulundurmasi gerekiyordu ki ucu de uyuyorlardi. Parmaklarinin ucunda iceri suzuldu, cantasini yavasca yere koyup, gomlegini, t-shirtunu ve pantolonunu sarsak hareketlerle cikarip dolabina tikistirdi. Uyurken giydigi sortunu uzerine aceleyle gecirip, elleri basinin altinda birlesik sirt ustu yataga uzandi. Jongin yurda geri donmus muydu acaba? Dans edebilecegi bir yer, ne buyuk sevincti. Bu dusunceler etrafinda donerken yavasca uykuya daldi.
.
..
Kai yine ayni odadaydi, icerisi yeterince karanlikti. Camdan iceri giren sehrin isiltisi disinda odayi aydinlatan hicbir sey yoktu. Buyuk beyaz nevresimli yatagin kenarinda, masum bir cocuk gibi sirt ustu uyumakta olan figuru izledi. Derin bir nefes alip yavasca yatagin diger tarafina dolasip Suho'nun yanina uzandi. Elini dikkatli bir sekilde ona uzatip saclarina dokundu, sonra hafifce parmaklarini yuzunde gezdirdi. Suho oldugu yerde kipirdandi ve yavasca gozlerini araladi. Etrafina yari acik gozlerinin arasindan bakti, kimse yoktu, tekrar gozlerini kapatip kendini uykuya birakti.
Ruya goruyordu. Onceki geceki koyu kumral sacli cocuk yanindaydi, elleriyle Suho'nun yuzunu oksuyordu, parmaklari, Suho'nun alnindan burnuna oradan da dudaklarina iniyordu ve simdi de boynuna. Kumral sacli tam karsisinda ona bakiyordu. Burunlari neredeyse birbirine dokunacakti ve nefesi kendi nefesine karisiyordu.
Suho bir anda gozunu acti, gordugu bir ruya degildi. Kumral cocuk yatakta yaninda, dudaklari dudaklarina degmek uzereydi. Suho, bir anda nefesiz kaldi. Kai, dudaklarini Suho'nunkilere bastirmis onu opuyordu, karsi koymadi. Suho'nun dudaklari yavasca aralandi ve Kai'ye karsilik vermeye basladi. ~Tadi ne kadar da guzel.~ diye gecirdi icinden. Kai'nin elleri Suho'yu boynundan kavradi ve onu yatakta oturur pozisyona getirdi. Hala opusuyorlardi ve birakmaya hic de niyeti yok gibiydi.
Suho'nun tum kaslari gevsemis, kendini bir caglayanin serin sularina birakmisti. O sirada Kai dudaklarini cekti ve icinde binlerce yildizin parladigi gozleriyle Suho'ya bakti.
"Demek, Luhan'i daha cok arzuluyorsun, Suho?" dedi.
~Suho mu? Bu ismi sadece ailemin bildigini saniyordum.~ dusuncesi beyninde simsek gibi cakti ve bir anda dusunceleri yerine geldi, kendini toparladi ve karisindakine soran gozlerle bakmaya basladi.
"Odama nasil girdin?"
"Once sen benim soruma cevap vermelisin."
"Anlamadim."
"Luhan'i arzuladigin icin mi ikinci kez aradin?"
Luhan... Demek ismi buydu o muhtesem yuzlu kizil sacli cocugun. Gercekten O'nu arzuladigi icin mi aramisti ikinci kez. Yoo, hayir aslinda Jongdae'ye ulasmak istemisti; fakat... ~Fakat telefonu yine o acar umuduyla aradin.~ dedi icindeki ses. Kafasini salladi, neler geciyordu aklindan. Kimdi bu, nasil girmisti odasina nasil bunu bilebilir ve sorgulayabilirdi. Kizil sacliyi, ismi Luhan olan cocugu taniyordu. ~AMA ODAMA NASIL GIRDIN!!!~ icinden haykirmisti.
"Odama nasil girdin?" diye yineledi sorusunu icindeki sese inat bir sakinlikle.
Kai elini kaldirdi ve hafifce parmaklarini saklatti, "Iste boyle." dedi sırıtarak. Bir anda yuzu dustu ve ciddi bir ifadeye burundu. "Oysa sen sorumu hala israrla yanitlamiyorsun." gozlerindeki yildizlar sonmus, o koyu kahvarengi goz bebeklerinin gokyuzu kararmisti.
"Tanrim, saka mi tum bu olanlar. Gece yarisi odama hirsiz gibi geliyorsun ve beni sorguluyorsun." ~neden kizamiyordum ki O'na, oyle guzel duruyordu ki karsimda ve o kadar seksiydi ki.~ Suho'nun yine kaslari gucsuzlesmis, yaninda yatagin kenarinda oturan varligin guzelliginde tum bedeni kaybolup gitmisti. Yeniden dudaginda Kai'nin nefesini hissetti,~ahh yine basliyoruz.~ bu seferki daha kisa surmustu ama.
"Cevap ver." diye sertce cikisti Kai.
"Ben sadece Jongdae'ye ulasmak istemistim. Bu nasil bir oyun boyle? Siz kimsiniz, benden ne istiyorsunuz."
"Sadece seni Suho. Yoksa Junmyeon mu demeliyim."
Inanilmayacak bir sakinlikle, "Peki senin adin ne?" diye sordu Suho. Gerçekten çok merak ediyordu çünkü kafasında bu yüzün sahibini sıradan bir sıfat olan ‘kumral çocuk’ ifadesiyle hatırlamak istemiyordu. Zaten böyle bir varlığın ismi bile sıradan olamazdı. Tıpkı Luhan gibi… Luhan ismini hayatı boyunca hiç duymamıştı. Herhalde ondan başka da kimseni adı Luhan değildi bu dünya üzerinde.
"Kai." hışımla ayaga kalkti yataktan bir adim uzaklasti. Delip gecen bakislariyla Suho'ya bakip,
"Bana adımı sorarken bile onu düşünüyorsun.”
"Ne sacmaliyorsun sen!" diye bagirdi Suho dayanamayarak.
Kai bir anda uzerine atladi Suho'nun elini tuttu. Suho yine o jet ucagindaydi, tum oda ayaginin altindan kayip yok oldu. Midesi bulaniyordu. Hizli hizli gozlerini kirpistirdi. Simdi baska bir odadaydi, bembeyaz bir oda, bembeyaz bir yatak ve yatakta uyuyan kizil sacli. Sok geciriyordu, Suho. Tum vucudu titriyor, ayaklarinin uzerinde zor duruyordu. Bu ani hareketlenme tüm dolaşım sistemini ve sinir sistemini felç etmişti sanki. Kai'nin elini, sıkı sıkı tuttuğunu ve ayakta kalabilmek için ondan destek aldığını farketti.
"Luhan uyan." dedi yuksek sesle Kai ve ayni anda Luhan gozlerini acti.
"Yine ne oldu, cikolata cocuk." dedi alayci bir ifadeyle siritarak ve Suho'yu gorur gormez gozleri faltasi gibi acildi. Tum bu tepki degisimleri belki de bir saniye kadar surmustu yeniden alayci Luhan haline dondu. "Hmmm, misafirimiz var demek. Beni mi ozledin Junmyeon ssi. Buraya kadar yorulmana gerek yoktu.."
"Siz nesiniz boyle? Beni buraya nasıl getirdin?”
"Kai, buna sen cevap vermek ister misin?" Luhan hala alayci alayci siritiyordu.
"Iste seni arzuladigin adama getirdim." dedi Kai ve Suho'nun elini birakip hizlica odadan cikti.
Luhan, oldugu yerden kalkip Suho'ya yaklasti. Yuzunu ellerinin arasina alip "Seninle zaman gecirmeyi ben de cok isterdim; ama yarin bir konugum olacak ve onu karşılamak için dinlenmis olmaliyim." dedi. Suho bir anda uyur vaziyette Luhan'in kollarina yigildi. Luhan, Suho'yu yataga yavasca yatirip odadan cikti ve Kai'nin odasina daldi.
"Sen ne yaptigini saniyorsun? Pro bu olanlari ogrenmeden, O'nu evine gotur."
"Seni arzuluyordu ben de sana getirdim." dedi karanlik bakisiyla.
"Burda oyun oynamiyoruz Kai. Onun gucune ihtiyacimiz var; ama bu sekilde olmaz. Kendi bize gelmeli."
"Zaten geldi."
"A-ha, anladim! Benimle rekabete girmene gerek yok. Unutma ki seni de buraya ben getirdim." dedi kendiyle gurur duyar bir ifadeyle.
"..."Kai Luhan'in gozlerinin icine bakiyor, bakislariyla onu delip geciyordu.
"Kai, sen gorevinde cok iyisin ve kendinden suphe etmemelisin. O icerideki umrumda bile degil; ama goruyorum ki senin umrunda."
"Seni istiyorsa gorevimi iyi yapmiyorum demektir."
"O, anlamak icin aradi bizi. Benim icin degil. Su an yatagimda uyuyor hafizasini sildim, uyanmadan lutfen evine geri gotur O'nu."
"O'nun o kadar da masum olmadigini sen soyledin, oysa ki." Luhan'in yanindan gecip kapiyi acarken,
"Ha bu arada gamzesi varmış, sen seversin." diye ekledi.
"Kimin?" diye seslendi Luhan; fakat Kai coktan odadan cikmisti.
Luhan'in odasina girince, yine masum masum uyuyan figuru izlemeye koyuldu. Sonra onu kollarinin arasina alip, parmaklarini saklatti, bir saniye sonra Suho'nun odasindaydilar. Onu dikkatlice yataga yatirdi, uzerini orttu, bir süre daha izleyip kendi de uyumak istedigi icin parmaklarini yeniden saklatip Tradianen'deki odasina dondu.
...
Yixing, sabah erkenden telefonunun alarm sesiyle oyanip, duş almak icin banyoya gitti. Saat sekizde Korece sinifindaki yerini alip, dersin baslamasiyla dusuncelere daldi. ~Jongin, aksam yurda girebilmis miydi? Hangi kattaydı?~ Cantasinin on gozunden dun aldigi karti cikarip inceledi.
Ogleden sonra dersi bittiginde yurda donup, uzerini degistirdi. Uzerindekiler dans etmeye daha uygun kiyafetlerdi simdi. Rahat bir esofman ve bol kolsuz bir t-shirt un icinde yeterince iyi hissediyordu kendini. Karti cikarip telefon numaralarindan birini cevirdi. Telefon ucuncu calisinda acildi.
"Merhaba, ben dun Jongin'den..."
"Savory Hotel 2004 numara." dedi karsisindaki ses Yixing'in cumlesini yarida keserek.
"Ah, tamam." dedi Yixing coktan yuzune kapanmis olan telefona.
~Sanirim, toplanti gunu. Jongin bahsetmisti.~ diye icinden gecirip cantasini sirtina takti ve odasindan cikti. Yurttan ayrilirken kapida sigara icen guvenlik gorevlisi; "Bu aksam da gec kalirsan sabaha kadar benimle burada nöbet tutmak zorunda kalirsin, genc adam." diye saka yollu seslendi.
"Gec kalmamaya calisicam; ama gec kalirsam da bu sorun olmaz, ahjussi." dedi ve yine o gamzeli sirin gulumsemesiyle kapidan cikip kendini caddeye atti.
Alti aydir yollari ogrenmemekte israr eden Yixing'in carsida gezerken neredeyse her gun onunden gectigi oteli bulmasi da cok kolay olmamisti. Nasil oluyordu da her seferinde kaybolabiliyordu ki.
Otelin doner kapisindan iceri girdi, saskin gozlerle lobiyi inceleyerek resepsiyona giderken birinin ismini seslendigini duydu. Resepsiyonun karsisindaki lobinin koltugunda oturan, kizil sacli uzun boylu bir gencin ona elini kaldirip isaret ettigini farketti. Saskinlikla gence dogru yuruyup oturdugu deri koltugun yanindaki kanepeye zarif bir hareketle kivrildi.
"Merhaba." dedi cekinerek,"Sanirim telefonda sizinle konustum." Telefondaki sesi hatırlamıştı.
"Evet, ismim Luhan. Bugun bir toplantimiz olacak, 2004 nolu odada."
"Memnun oldum. Jongin de gelecek degil mi?"
"Ah, elbette gelecek. Sonrasinda da dans okuluna gecip biraz calisacagiz. Seni aramizda gormek guzel." keskin bir gulumsemeyle Yixing'e bakiyordu.
Kendisini bastan asagi suzen ve seksi seksi gulumseyen bu gencin yorungesine girmisti coktan Yixing. Purussuz bir teni, yuvarlak gozleri ve dudaginda cizgi halinde duran yara izi... Tuhaf bir sekilde yuzu cok tanidik geliyordu. Yixing'in kalp atislari hizlanmaya basladi yavas yavas, karsisindaki gencin ne kadar yakisikli olduguna inanamaz halde sessizce ona bakmayi surdurdu.
Yurda geldiginden beri sadece Taylandli cocukla birlikte olmustu. Aralarinda iyi bir kimyanin oldugunu dusunuyordu. Cogunlukla ders bitimi kutuphanede zaman gecirip, raflarin arasinda birbirlerine kur yaparlardi. Pazar gunleri de Cinli ve Malezyali oda arkadaslari yuzmeye gittiklerinde odada yalniz kalabiliyorlardi. Burasi bu yonden rahatti. Cin'deki gibi gay oldugunu herkesten saklamak zorunda degildi. Buyukbabasi basta olmak uzere tum ailesi bu konuda onu sık sık koseye sikistiran sorular yoneltiyorlardi. Cunku birkac kez annesi telefonunda bazi mesajlar yakalamis,
Yixing'de onceden planladigi iki kaliplasmis yalan cumlesiyle olayi gecistirebilmisti. Kore'de dil okulu teklifini kabul etmesi, ailesinin baskisindan uzaklasmak hem de orada ayrildigi erkek arkadasini unutma cabasindan baska bir nedene dayanmiyordu.
"Seni taniyorum." dedi birden icinde bulundugu dusuncelerden siyrilip Luhan'in gozlerinin icine bakarak, "Sen O'sun, kayip cocuk, kayip varis."
Luhan, bir an afalladiysa da hemen eski soguk tavrini takinarak Yixing'e bakti. "Bunu mu dusunuyordun, dakikalardir."
"Dakikalardir? Nasil yani?" o kadar uzun süredir transta mıydı? Belki de Luhan onunla konuşmaya çalışmıştı ve Yixing düşüncelere daldığı için duymamıştı. Utanarak kafasını önüne eğdi.
"Bilmiyorum, dalip gittin, Aklindan neler geciyor, Yixing?" seytani gulumsemesi geri gelmisti. Tabi ki Yixing'in aklindan nelerin gectigini adi gibi biliyordu bu onun ozelliklerinden biriydi. Beyin kontrolu...
Yixing, Luhan'in neden bahsettigini anlamisti, yuzu kizardi, dudaklarini birbirine bastirip, yeniden kafasını eğdi ve onundeki sehpaya bakmaya basladi.
"Hadi, Yixing biz cikalim. Digerleri de birazdan burada olurlar." eli ile Yixing in omzuna hafifce dokunup ayaga kalkti ve asansorlerin oldugu ara koridora dogru agir agir ilerlemeye basladi.
"Tamam." dedi sessizce Yixing ve onunde havali havali yuruyen figurun arkadan da ne kadar yakisikli gorundugunu dusundu. ~neler oluyor bana?~ icinden kendini sorgulasa da coktan bu adamdan etkilenmisti.
Asansore bindiler, kapi kayarak kapandi ve kata dogru yol almaya basladi. Yixing kafasini yerden kaldirip yaninda duran Luhan'a bakti.
"Bunun icin asansorde yeteri kadar zaman olmuyor." dedi Luhan, yan gozle Yixing'e bakarak.
Yixing'in icindeki ses bir anda cigliklarla sonsuz bir karanliga dogru dusmeye basladi. ~Demek ki O'da hissediyor, aramizdaki elektrigi hissediyor. Beni istiyor.~ Ic sesi karanlik cukurdan cikip sevincle gozlerini kirpti.
Kata geldiklerinde asansorun kapisi yeniden kayarak acildi, Yixing Luhan'in pesinden adimlarini takip ederek asansorden indi.
"Bu asansorlerin nesi var boyle. Insanin aklini basindan alacak seyler dusundurtuyorlar." diye siritan bir ses tonuyla konustu Luhan. Saskinliktan ve gecirdigi sok nedeniyle sag ayagi sol ayagina takilan Lay tokezledi ve kendini dusmekten son anda kurtarip toparlandi.
Odanin kapisinin onune geldiler, Luhan karti kilide sokup kapiyi acti, tekrar iceride kapinin yaninda duran bir baska bolmeye karti yerlesti ve oda aydinlandi. Yixing'i kolundan tutup iceri cekti, kapiyi arkalarindan kapatti. Odanin kapisinin ic tarafinda Lay kapiya yaslanmisti ve Luhan'in elleri omuzundaydi. O kadar gucluydu ki hareket edemiyordu bile.
"Aklindan nelerin gectigini biliyorum Yixing." Havayi koklar gibi kafasini kaldirip nefes aldi. "Ah... Hissedebiliyorum, boylesine masum bir gorunusun altinda nasil bir arzunun yattigini."
Yixing, saskindı; fakat bir anda icinden gulme istegine karsi koyamadan kizararak karsisindaki adama gulumsedi. Utanctan ve arzudan alev alev yanan sag yanagindaki goz alici gamzesi ortaya cikmisti.
"Demek bundan bahsediyordun Kai." diye mirildandi Luhan, Yixing'in algilayamayacagi bir ses tonuyla.
Hala kapida yaslanmis vaziyette ellerinin altinda duran, utangac ve arzulu gence alev alev gozleriyle bakti. Kafasini yana egdi ve dolgun dudaklarinda kesfe cikmak icin ona yaklasti. Yixing gozlerini kapatip gelecek olan opucugu karsilamaya hazir dudaklarini araladi. O kadar hizli nefes aliyordu ki; vucudundaki oksijen dengesi bozulmustu ve basi donmeye baslamisti. Ayakta zar zor duruyordu, dudaklarina sicacik bir dokunus nefesini bir bicak gibi kesip atti. Bedeni bu sicakligin gucune daha fazla dayanamaz hale gelmisti. Tutkuyla Luhan'a karsilik vermeye basladi. Saniyeler suren bu tutku alis verisi Yixing'e bir omur gibi gelmisti.
"Bu mirasçı isine unutalim olur mu? O hayat artik benim icin yok." dedi Luhan, nefesi hala Yixing'in nefesine karisiyordu.
"Peki." neye onay verdiginin bile farkinda degildi aslinda Yixing bu sozcuk agzindan dokulurken, gogus kafesi inip yukseliyordu.
"Ve sen de o hayati birakip bana katilmalisin."
Faltasi gibi acilan gozleriyle karsisindaki mukemmelige bakti. ~Burada kalmami istiyor, beni istiyor.~ icindeki ses yine karanlik cukura dogru yuvarlanmak uzere yol almisti. Su an Luhan ne istese onu yapmaya hazir oldugunu dusundu. Hayatinda ilk defa bir insan Yixing'i daha ilk dakikada ele gecirmisti.
Luhan, ellerini Yixing'in uzerinden cekip geri bir adim atti, "Gel benimle." hipnoz olmus gibi efendisinin pesinden gitti Yixing. Kocaman bir yatagin yaninda duruyolardi. ~ahh su lanet surat, her seferinde kizarip durmak zorunda mısın? Yuzune bile bakamiyorum utanctan.~ kendi kendine kizarak zorlama bir hareketle kafasini kaldirip Luhan'in gozlerine bakti.
"Gercekten istiyorsan... Kalirim."
vah zavallı Xiumin vah vah :"( neyse bari Luhan'ı kapatmış, manitacılık yapabilmiş bu günah yuvasında sdkjfhgsdhj
ReplyDeletegerçi burda aldatmak diye bişey yok ama yine de aldatılmış hissediyom dfkjghsdkjhf
kim kime dumduma gitmez olim ole her hikaye... illa biri birine duser....
ReplyDeleteHanım hanımmmmm Luhan'ımı eğer vereceksem anca Lay'e teslim ederim hahahah neyse ileride LuLay olacak gibi seziyorum. Başkasını kaldıramam ben ona göre oldo moooo? >.<"
ReplyDeletelulu annem ne sürtük çıktın, gerçekte de öylesin yapcak bişe yok ben seni beyle sevdimasşdlfk
ReplyDeleteben luluya sincabım derim, o gider xiumin'e der... hayat garip be keke
şimdi bunların fantastikli güçleri var o kesin, hatta mama dönemindeki güçler gibin duruyor, ne bunlar fantastik fahişeler mi aşslkdjfg
yıpranmadan 4e geçem ben
ahahahahakalshdakslhlkashflakshdlaksdha fantastik fahiseler cok mukemmel isim olurmus hanim hikayeye.... ahsakashdalskdhas
Deleteyorumu yazıp yollamadan sayfayı kapattım :'( aklımda kalanlaı yazayım bari...
ReplyDeleteD.O yu grisin avlamasına bi sevindim. kaisoo kalpçikleri uçuştu gözlerimde. kaicim kıtlama yaptı ya sevimlilik tanrısını/tanrıçasını :)
lulu ne kaşar çıktı... kavramalar kavranmalar üçlü beşli saltolarla pozisyon zenginliği bekliyoruz artık.
şimdi bu kuzular skor mahiyetinte oluyor sanırsam. karşı grubunda beyle ateşli ateşli av sezonunda olduğu düşünülürse hikaye baya ilginçleşecek. "gayler savaşı" bu sezon çooooh ateşli olacak :))))
kai avlanmak için lay'e gitmese miydi? tamam lulay diyollar da main dancer olaraktan kabileye pek kıvrak bi katılım olabilirdi kaixing. neyse katılım kutlamalarında bi deneme çekimi yaparlar olmadı.
hımm aklıma takılan 2 şey var onları da bi not alırsak
*grisle hamburgercide kesişen çocukla yeniden karşılaşacak mıyız. en azından gayler savaşında ilk öldürüleceklerden filan olabilir piyon lazımsa.
** bu kainin lulu kıskançlığı ilerde başına iş açacak sanki. ben ondan bi adilik bi zındıklı bi ipnelik(!) kokusu alıyorum sanki sen ne dersin? (çaktırma da spoiler istiyosam demek ki...)
ahahalkhasdlaskhdalkshkfdhlkfahlfjahd Gris cok tehlikeli hanim, baktigi herkesi seydebilir.... engel olamiyoruk ailecek....
Deletepek kalbine couple couple diye kan pompalama, cok change partner bir seyler var. :)
Kİmin eli kimin cebinde ahey ahey ahey
ReplyDeleteParmak şıplatıp dolandığın Suho odalarından Sehun yataklarına düşesin Kai olmadı suhoyuda al gel bişi demeyecem bak :D
Bu zevk verirken zevk alan ordinaryüs fayişelerde bu yolun yolcusu olmuş zamanında sanki :3 Sevişip sevişip yola gelmişlerse demekki
Asi Kai'ye madem öyle git tavla Lay'i diyeceğine Pro bey amca ekşın mı yapsaydın bu halinle kötü adam karizmanı çizdin gözümde Hulusi Kentmen'e bağladın haberin yok
Bakışlarıyla, dokunuşlarıyla, parmak şıklatmalarla şekil yapan bebeler hepiniz aynı güçleri kullanıyorsunuz sankim gidip yeni bölümde öğreneyim bence ♥
fahiselerimi besliyom ben.... sen onlara cemkire dur ben yanitimi verem
Deletehanim oyle her birini ortaya cikaracak kisiye ozel gucleri yok. her biri cennetten dusme oldugundan her boku yapabilir vaziyetteler. sadece egitim sart