Sunday, June 30, 2013

Tradianen (Part-2)


"Sence yine ne konusuyorlar iceride?"

"Yeni cocugu sanirim. Sonunda Pro onu bulmus ve Chen'i gorevlendirmis."

"Wooaa, iyi bir kutlama bizi bekliyor."
Kris isimli, uzun, keskin bakisli cocuk sozunu kesti.

"Channie. Bu insanlığın ve türümüzün devamı için bir görev eğlenilecek br şey değil.”

"Ben gidiyorum. Pro toplanti yaparsa cagirirsiniz." Dislerini gostererek gulumsedi karsisindakine ve uzun koridordaki kapilardan birinde kayboldu. Yalniz kalan Kris de Pro'nun kapisinin onunde beklemek yerine kendi gorevini tamamlamak icin ayrildi.

Ana cadde de gezerken gozune bir cafe takildi, icerisi cok kalabalik gorunuyordu. Bir kahve almak icin iceri girdi. Klasik bir cafe gorunumunde olan yeri farkli kilan, diger yerlerde rastlanmayacak agir seker ve kahve kokusuydu; belki de insanlari ceken buydu. Kucuk iki kisilik masalarin rastgele serpistirildigi bu yer Kris'e cok sicak gelmisti. Iki adet donut ve kahve alip, cafenin bar masasina kuruldu. Onunde kosusturan calisanlari izleyerek kahvesinden bir yudum aldi. Kahve makinesinin arkasinda kaybolmus, genc bir cocukta gozleri kilitlendi. En fazla 19 yaslarinda, hos kesimli siyah sacli, kocaman gozlu, elindeki sut kopugu kadar beyaz tenli, kisa boylu bir cocuktu.

Ogleye kadar cafede oturdu Kris. Telefon gorusmeleri ve internette sorf yapti, gazete okudu, dergilere goz gezdirdi. Ogle saatinde kapidan cikip iki yandaki hamburgerciye girdi. Siparisini verdi ve servis bankosunun onunde hamburger menusunu beklerken yan gozle kapiyi izlemeye koyuldu.

Bir cift iceri girdi, Kris'in bulundugu yone dogru yoneldiler, yaklastilar ve yandaki kasada siparislerini vermek icin durdular. Ciftten erkek olan Kris'e bakti. Kris de gozlerini dikmis onu izliyordu. Cocuk gordugu bu uzun boylu cocugun etki alanina girmis gibiydi. Kendisini neden izledigini anlayamamasinin yani sira neden O da Kris'ten gozunu alamiyordu. Bu durumdan tedirgin oluryordu, kiz arkadasinin koluna saglam bir dirsek atmasiyla biraz olsun kendine gelen genc, kasanin uzerindeki menuleri incelemeye koyuldu. Kris'te seytani seytani gulumseyerek yemegini bitirmeye koyuldu.

Saat tam 12:30'du. "Simdi." diye icinden gecirdi ve hamburgercinin kapisi acildi. Kocaman gozlu latteci cocuk iceri girdi, Kris'in yanindan gecip kasada sirasini beklemeye koyuldu. Iste tam da o sirada Kris' i farketmisti. Onu bir saat kadar once cafede gordugunu hatirladigini belli etmek ister gibi hafifce gulumseyerek selamladi. Kris de en cekici gulumsemesini takinip cocuga karsilik verdi. Genc buna karsi koyamamisti, hamburger menusunu aldiktan sonra Kris'in yanina geldi.

"Oturabilir miyim?"

"Elbette." Kris eliyle yanini isaret etti.

"Neredeyse tum sabah cafedeydiniz."

"Evet, ara sira islerimi disarida halletmeyi seviyorum, daha az yorucu oluyorlar."

"Sizin icin buyuk sans. Ben tum gun kahve makinelerinin yanindan ayrilamiyorum."

"Baska bir meslek bulmalisin kendine." dedi Kris. Bir an gozleri parladi genc cocugun ve ayni anda tum isiklar sondu goz bebeklerindeki.

"Nasil? Okulumu bitirene kadar istedigim gibi bir iste calismam mumkun degil. Ayni zamanda okulumu da bitirmek icin para kazanmam gerekiyor. Bu isi yapmaya mecburum, bir cafe olmazdi da bu seferde hamburgerci olurdu."

"Bu arada ben Wu Fan." elini uzatti genc cocuga.

"Ah, ozur dilerim kabalik ettim. Ben de Do KyungSoo. Tanistigima memnun oldum, efendim."

"Ben de KyungSoo." lokmasini isirdi, bir yudum da iceceginden alip devam etti. "Oyle olmak zorunda degil."

"Anlamadim."

"Ogrenci ve deneyimsiz oldugun icin bu tip yorucu islerde calismak zorunda degilsin."

"Tersi bir durumun pek mumkun oldugu sanmiyorum."

Kris peceteye ellerini sildi, gomleginin cebine elini atip bir kart cikardi. Sakince Kyungsoo'ya uzatti. Bu harekete anlam katmaya calisan cocuk karti Kris'in elinden alip incelemeye basladi.

"Ne zaman bunun mumkun kilinmasini istersen bana ulasabilirsin. Kendini kesfetmene yardimci olabilirim." dedi ve masadan kalkip hizla hamburgerciden cikti. KyungSoo afallamis bir sekilde,

Kris'in arkasindan bakakaldi. Kendine gelir gelmez Kris'in pesinden kosup restoranttan cikti. Fakat cok gecti, adam coktan ortadan kaybolmustu.

Yine seytani gulumsemesiyle asagida saga sola bakinan KyungSoo'yu izledi, Kris. Hemen karsi binanin çatısından kendisine bakınan D.O yu izliyordu.

"Cok yakinda yine gorusecegiz, KyungSoo." dedi.
KyungSoo elindeki karta bakti. Aramakla aramamak arasinda bir sure gidip geldikten sonra, is saatinin geldigini farkedip karti cebine atti ve cafeye gitti.

Tum gun musterileri icin kahve hazirlarken akli cebindeki karttaydi. Sadece bir kolej ogrencisiydi; annesi ve babasi kendi parasini kazanmasi gerektigine karar vermisler ve ozguven sahibi olsun istemislerdi. Fakat isi cok yorucuydu ve cogu zaman odevlerine zaman ayiramayacak kadar bitkin oluyordu. Bu nedenle ders ortalamasi bile dusmustu. KyungSoo da gururlu bir cocuk oldugundan bunu ailesine belli etmemeye calisiyor ekstra caba sarfediyordu.

Cok seri bir sekilde kahve siparislerini alip, hatasiz hazirlamak, yaklasik onbir saat ayakta olmak, gerektiginde cafenin masalarini temzilemek... Her aksam eve dondugunde tabanlari su toplamis ayaklarini dinlendirmek... "Ahh, nasil bir sey beni bundan kurtabilir." dedi kendi kendine. Hala ogle yemeginde hic tanimadigi adamla yaptigi konusmayi olcup tartmaya calisiyordu. En azindan bir gorusme... Tek bir gorusme ile ne olacagini anlayacakti. Bir telefon etmekten ne cikardi; ki kaybedecek hicbir seyi yoktu.

Aksam soyunma odasinda uniformasini cikarip gunluk kyafetlerini giydi, yorgunluktan agir agir hareket ediyordu. Sirt cantasini alip, arkadaslarina iyi aksamlar dileginde bulunup cafeden disari atti kendini. Sokagin havasini icine cekti. "Ah, birazcik oksijen." Agir adimlarla eve dogru yururken yine kafasindan yemekteki konusmayi gecirdi. Elini arka cebine atti."Lanet olsun." arkasini donup cafeye dogru kosmaya basladi. Kart uniformasinin cebinde kalmisti. Var gucuyle kosuyordu. Tam cafenin isiklari sonerken iceri daldi. Sefinden ozur dileyip arka tarafa gecti. Sarsak hareketlerle dolabini acip uniformasinin pantolonunun cebinden karti aldi ve jeaninin cebine koydu. Sefine yeniden iyi aksamar dileyip cafeden cikti. Uzerine olaganustu bir rahatlik cokmustu. Agir agir kaldirimda yururken cebinden karti cikarip bakti, cep telefonunu aldi ve ilk numarayi cevirdi. Ucuncu calisindan sonra telefon acildi.

"Hilton Hotel, 1401 numara." dedi karsisindaki ses ve telefon kapandi.
Hilton Hotel mi diye gecirdi icinden. Iyi de oraya nasil gidecekti ki. Orasi icin fazla gunluk bir kiyafetti uzerindekiler. Yine de sansini denemek istedi ve metroya yurudu. Hilton Hotel'e yakin olan duraga geldiginde metrodan indi. Gergin bir sekilde istasyondan cikip otele dogru yurudu. Otele gelince resepsiyona yoneldi. "1401 numara" diyip gorevlinin yonlendirmesiyle asansore gitti. 1401 numaranin oldugu kata geldiginde koridorda agir ve dusunceli adimlarla ilerledi. odanin onune geldi. Derin derin bir kac kez nefes alip verdi, kapiyi caldi. Bir sure sonra kapi acildi. Karisinda uzun boylu, koyu tenli ve koyu kumral sacli olaganustu yakisikli bir genc adam duruyordu. Genc adam soguk bakislariyla KyungSoo'yu suzdu ve iceri girmesini isaret etti.

KyungSoo, telasla cebindeki karti cikarip yazan isme bakti. "Bay Wu Fan icin gelmistim." dedi.

"Dogru yerdesin." dedi, soguk bakisli genc.
KyungSoo, biraz korkmus biraz saskin odaya girdi. Burasi bir suitti. Oturma bolumunde ayakta durup etrafi inceledi. Etrafta Wu Fan yok gibiydi. Arkasini donup odadan cikmak icin hamle yapacakken uzun boylu gence carpti ve aniden panikle bir adim geri cekildi.

"Gozlerin... Ne kadar da buyukler." dedi genc adam ve KyungSoo'ya yaklasip omuzlarini kavradi. O anda tum odanin yerinden oynadigini hissetti KyungSoo ve bir anda dudaklarinda bir nefes, sicaklik ve islaklik hissetti. Bedeni kivraniyordu, hic boyle hissetmemisti. Vucudundaki tum sinir uclari harekete gecmisti. Duygulari bir kac kez doruk noktasina ulasti. Vucuduna hakim olan arzuya karsi koyamiyordu.

Sabah telefonun sesiyle gozlerini acti. Tanimadigi bir odadaydi ve telefon hala deli gibi caliyordu. Uzanip acti.

"KyungSoo, neredesin?"

"Anne, ben... Gece vardiyasindaydim ve haber veremedim. Burada uyuyakalmisim." diye yalan soyledi.

"Hemen eve gelmelisin." dedi karsisindaki ses sinirle ve telefon kapandi.
KyungSoo yatakta dogruldu, belden asagisindaki sizlama onun oturmasina engel oluyordu. "Lanet olsun, bana ne oldu?" dedi kendi kendine ve zar zor yataktan cikip son hizla giyinip kendini odadan disari atti.

Gozleri dolu dolu kacarcasina otelden ayrilip metroya dogru yol aldi. "Tum bu olanlar neyin nesiydi boyle. Hic tanimadigim bir adamla mi yattim ben simdi? Tanrim, nasil olur da bu kadar aptal olurum. Hicbir seyi hatirlamiyorum. Arghh, aptalsin KyungSoo." kendi kendine sesli sesli soylenerek ve gozlerinden akan yasi elinin tersiyle silmeye calisarak metroya inip evinin yolunu tuttu.



"Niye hep aptalları bana gonderiyorsunuz, anlamiyorum."

"Cunku bu senin gorevin, Kai."

"Ha ha... Ben neden ava cikamiyorum acaba? Bence benim yerime bunu sen de yapabilirdin Kris." alayci ve gergin suratiyla karsilik verdi.

Koridorda iki yakisikli tartisiyorlardi. Kisa boylu joker dudakli genc yanlarina yaklasti.

"Yine neyi sikayet ediyorsun, Kai?"

"Iki gunde ikinci kez bana iki adet aptal ve masum çocuğu gönderiyorsunuz."

"Eminim ikisinden de zevk almissindir." dedi Jongdae joker dudaklari kivrildi gulumserken.

"Sonucta gorevim. degil mi? Zevk vermek ve onlari buraya getirmek, gorevim."

"Bence Pro seni bundan sonrasi icin dinlendirebilir. Belki de senin yerine Chanyeol'u gorevlendirir." dedi Kris.

"Sana katiliyorum Kris. Ha unutmadan, Suho hic de masum olmayabilir. Sonucta Tradianen'i iki kez aradi degil mi." diye ekledi Jongdae.

“Saçmalama Chen, Nemfoman olduğu için de olabilir. Aksi halde nereden anlayacak ki.”

Koridorda sesleri duyan diger biri daha kafasini kapidan uzatip sohbete daldi. "Suho, hic masum degil. Ve kesinlikle cok ac." dedi.

"Ahh, Luhan. Ilk tadina sen baktin ne de olsa. Ve hala nemfoman olduğunda ısrarcıyım." diye karsilik verdi Kai.

"Sen mi bakmak isterdin?" seytanca gulumseyerek Kai'ye yuklendi, Luhan.

"Millet, hallettiniz mi?" Chanyeol her zamanki dislerini gosteren siritsiyla yanlarinda belirdi. "Pro sizi gormek istiyor." dedi parmagiyla Kris ve Kai'yi isaret ederek.

Kris koridorda hemen Pro'nun odasina dogru gitmek uzere merdivenlere yoneldi. Kai'de gozlerini devirip Kris'i takip etti.

Pro'nun odasina giden ikiliyi goren Xiumin, hala koridorda sohbet eden Luhan, Chanyeol ve Jongdae'nin yanina yaklasti.

"Hmm, bir kurban daha ha." dedi uzanip Luhan'in dudaklarina bir opucuk kondurarak. Buna karsilik Luhan sag elini Xiumin'in belinden asagi kalcasina kaydirip orada sabitledi.

"Kiskandin mi?"

"Biri icin senin gittigini duydum. Kai'de halledebilirdi sonucta."

"Ben görevlendirildim.”

"Ve sende O'nu ayni beni karsiladigin gibi karsilayip yataga attin oyle mi?"

"Zevk vermek benim gorevim, bunu kendim icin yapmadim."

Chanyeol bir kahkaha kopardi. "Tabi, eminim keyif almamissindir." dedi.

"Bak, bu dev bile senin nasil bir libidoya sahip oldugunun farkinda."

"Benim kucuk sincabim, sen ona kulak asma." dedi Luhan ve Xiumin'in kalcasinda duran eliyle
Xiumin'i biraz daha kavradi.




Bu sirada Pro'nun odasinda bir anlasmaya variliyordu.

"Gercekten, bir sure istemiyorum bunu yapmak. Cok yoruldum. Tum sehri dolasip avlananlar Kris, Jongdae ve Chanyeol; ama ben hep bir odada bana gelenleri beceriyorum."

"Zevk vermek daha kibar bir tabir olurdu, Kai." dedi Pro "Pekala, Kris bundan sonra KyungSoo ile sen ilgilen. Onun hala ailesiyle yasiyor olmasi isimizi biraz zorlastiracak. Onu bir an once burda istiyorum."

"Tamam, patron." alayci alayci siritti Kris.

"Sana gelince Kai. Yeni ava sen cikacaksin. Bu seferki gencin adi Yixing. O'nun Luhan'i aramasini sagla."

"Zaten baska kimi ariyorlar ki." dedi Kai gozlerini devirerek.

"Kisa bir sure icin burada olacak ve gelecek hafta Cin'e donuyor. Ona engel olmalisin. Sen basarisiz olur da Yixing Cin'e donerse. Türümüzün korunması için pek bir şansımız kalmaz. Lütfen gidip dinlen ve bana Yixing'i getir. Cikabilirsiniz simdi."

"Gorusuruz, patron." dedi Kris ve goz kirpip odadan cikti.
Sonunda biraz huzur buldugunu hisseden Kai, Pro'nun odasindan ciktiktan sonra Kris' in omzuna dokunarak "Iyi sanslar Benben." diyip kosarak alt kata, odasina indi.

Odasinin serinliginde kendini yatagina atip biraz kestirmek istiyordu. Perdelerini kapatti, odasi simdi neredeyse zifiri karanlikti, yataga sirt ustu uzandi ve gozlerini kapatti.  "Ben dun..." dedi karsisindaki guzel yuzlu masum cocuk. "Ben dunku kizil sacliyi ariyorum mu demeye calisiyorsun."

"Evet."

"Demek ondan daha cok zevk aldin. Demek ondan etkilendin."

"Evet."

Kai birden gozlerini acip yataktan firladi; Junmyeon, o bir iki saatlik uykuda ruyasina nasil olmustu da gelmisti. Kai ruya gormezdi ki. Gercekten de Luhan'i mi istiyordu. Ondan mi etkilenmisti. "Oysa ben de isimi iyi yapiyorum." dedi kendi kendine. Kalkip dusa girdi.

Hava kararmak uzereydi. Giyinip odasindan cikti. Yixing'i bulmak icin kendini sokaga atti. Iki parmagini saklatti ve bir anda kendini luks bir sitenin onunde buldu. Biraz etrafi inceledikten sonra tekrar parmaklarini saklatti. Simdi ise bir odanin icindeydi. Cok sade ve cok klas dizayn edilmis bir odaydi. Buyuk bir yatak, bir berjer, calisma masasi. Odadan acilan bir baska odaya ilerledi. Giyinme odasiydi burasi ve iki duvari kocaman dolaplar kapliyordu. Yatak odasina dondu. Yatagin yaninda komidinin uzerindeki fotograf gozune takildi, bir aile fotografi. Yaklasip gumus cerceveli fotografi eline aldi. "Demek Luhan'i arzuladin, Junmyeon ssi. Oyle olsun bakalim." dedi.


8 comments:

  1. Hanımmmm hanımmmm sen naptın yarimeeeee :'3 ama güzel olmul devamına geçiyorum hemen :')

    ReplyDelete
  2. Hmmms ilk kızıl Lulu, kahve de Kai mi şinduk? Napıyolla garibim Suho'ya lannnn YEDİRTMEM!
    Şimduk bunlar bi iş peşindeler ekipçek orası kesin. Acep Chen ekibin lideri mi, yoğsama o da diğerleri gibi ekibin bir parçası mı sadece? Peki rido kim? Kafamda deli sorular... Gidiyom 3e^^

    ReplyDelete
  3. ama ama ama...
    erken gelen kainin dadı damağımda kaldı :'(
    yataktan fırlama sahnesini ağır çekim tekrar alabiliyor muyuz?

    ReplyDelete
    Replies
    1. erken gelen Kai derken, kacinci bolumde bekliyodun Kai'yi mineee.... (tabi baska bir durum daha var erken gelen derken ama neyse)

      Delete
  4. İçki atar hapına demiştim ben görmeden meğer olta atmış zavallı Suhoya :D Çocuk ortalık malı oldu gelen vuruyor giden vuruyor
    Ne şeker Ukemizdin sen Suho abla dsjknsdlbsavh Bahtsız bedevi diyeceğim ama bu bahtsızlığa can kurban arkadaş XD

    Bir bölümde iki iş ağır geldi yazzıık (:

    En başından beri plan yapan pis Chen seni alır mı lan artık Suho yatağına sjkblksdbsdhv gerçi alışmış kudurmuştan beter derler :D
    Yorumlarımda şiirler, şarkılar, atasözleri, deyimler ve özdeyişler ve hatta kamyon arkası yazılar itina ile paylaşılır anlaşıldığı üzere :3

    Yeni bölüme gidiyorum ^^

    ReplyDelete
    Replies
    1. kendi ellerimlen ortalik mali yaptik, ondan sonra da gonderdim bir geneleve.... dusenin dostu olmazmis, ben de saldim gitti niyapcan be hanim....

      Chen cok cool annem o kendi seytmedigi ejderhaya zindir baglamiyo. niyse opering

      Delete
  5. Noluyo yahu?! O.o
    2 gecedir zavallı Suho'ya vuran vurana... ahahasdfghjasd

    Daha tam bir aydınlanma yaşayamadım inşallah ilerki bölümlerde :D Noluyo ne bitiyo algılama aşamasındayım şu an :D

    Neyse ben diğer bölüme geçeyim ;))

    ReplyDelete