LAY POV
Staj programlari yuzunden her sene tatil yapmak yerine iki ayimi bunlara harcamanin icimdeki okul nefretini koruklemesine engel olamiyorum. Istedigim bolumu bile okumayi secememisken bir de bunun yuzunden her yaz anne ve babamin dunya turu keyiflerine katilamiyor olmam da cabasi. Son iki senedir, tum avrupayi gezdiler ve ben burda su lanet olasi cizimlerin arasinda burolarda kaybolup duruyorum. Mimarlik konusunda yetenegim Kris hyungun resimdeki yetenegi kadar; ama gel gor ki bunu cocugunu komsunun cocuguyla yaristiran annem bir turlu gormek istemedi.
Suna bak yaaa, sirkette sirket olsa bari, apartmaninin katinda daire bozmasi midir nedir?
Ucuncu sinif yaz doneminin staj programini gorecegim mimarlik sirketine girerken sikintidan patlamak uzereydim. Apartmanin giris merdivenlerini sinirimi merdivenlerdan cikarmak istercesine ayaklarimi vura vura ciktim. Binadan iceri girince asansore yoneldim ve cagirma dusgmesine basip beklemeye basladim.
"Ahaha... Joong hyunga, eger cizimleri begenmezse ucak yapabilecegini soyledim."
Yuksek sesle telefonla konusan bir tip yanimda durdu. Karsisindakine bir seyler anlatirken devamli guluyordu. Mimarlik ofisinden bir calisan olsa gerek diye dusundum. Yine de yuksek sesle konusmasindan rahatsiz olmustum. Zaten her sey yeterinde can sikiciydi bir de bu adamin bagirarak konusmasi...
"Once su asansoru degistirtsinler, 10 kati yarim saatte iniyor... Neyse dostum sonra konusuruz." diyip telefonu kapatti. Soju kokuyordu adam. Siritarak bana bakti.
"Ne kadardir bekliyorsun?"
"Bir kac dakikadir." baygin bir ifadeyle yanitladim.
"Burada asansor beklerken yaslanabilirsin." dedi. Kendime hakim olamayarak guldum. O da soju kokulu nefesiyle bana eslik etti. Asansor gelince, once benim binmem icin elini uzatti, kucucuk asansorun en uzak noktasina gecerek, ikinci kat dugmesine bastim, o da ban arkasini donup kapilarin kapanmasini bekledi. Ikinci kata gelince inip; direk ofise daldi ve odalarin birinde kayboldu.
Burasi o kadar da kucuk bir yer degildi ve cok sik dizayn edilmisti. Cok alakasiz biri bile buranin bir mimarlik ofisi oldugunu anlardi; ama yine de apartman dairesinden bozma oldugu gercegi ve asirlik asansoru tam bir fiyaskoydu.Kapiya en yakin kucuk bir masada, agzinda elinde tuttugu icecegin pipeti, bilgisayarinin ekranina salak salak bakan kiza yaklastim.
"Bay Luhan ile gorusmeye geldim. Staj programi icin." pipeti agzindan cekip gozluklerinin ustunden saskin saskin bana bakip kikirdadi. Elimde olmayarak ya da olarak gozlerimi devirdim. Ayaga kalkti, sirin olmaya calisarak "Beni takip edin." dedi. Alabildigine genis calisma bolumun onumden salina salina yururken masasinda dev mac ekranlarinda cizimler yapan arkadaslarina satasmayi ihmal etmiyordu. Bir kapinin onunde durunca, kapiyi tiklatip, zarif hareketlerle kapiyi acti.
"Staj programi icin yeni ogrenci geldi LuLu." dedi. Lulu'mu? Lulu da ne? Erkek degil miydi yeni gecici patronum. Kafami iceri uzatip baktim ve daha cok saskinlik midenden gozlerime dogru bir hucuma gecti. Iceri girip ayakta karsimda duran soju nefesli adami selamladim.
"Merhaba, bay Lu Han, ismim Lay." diyip yarim yamalak saygiyla egildim. Adam ne kadar soju ictiyse sarhos olsa gerekti; cunku hala guluyordu.
"Merhaba Lay, gec otur soyle. Dosyani alabilir miyim?" Masasinin yanindaki koltuga oturuken dosyayi masina uzattim. Inceledi inceledi inceledii... Iki sayfalik bir seyi incelemek niye bu kadar uzun suruyordu ki.
"Tamam, 2 senedir zaten genelde stajyerlerin neler yaptigini az cok cozmussundur; ama biz burda stajyerlerimizden cizimler yapmalarini ve bizimle santiyelere gelmelerini oralarda da incelemeler yapip rapor tutmalarini isteriz. Anlayacagin, burada stajyer olarak degil, devamli bir calisan olarak kendini gormen gerekiyor."
"Acikcasi buna sevinirim, efendim. Onceki 2 senemde proje cizimlerini rulo yapmak meslegim icin pek yararli islevler degildi."
"Her is onemlidir. Asistanim olarak calisacaksin, benimle birlikte santiyeye gelip, raporlarini bana sunacaksin. Gerekirse sabahlari kahvemi sen getirecek ve yine cizimlerimi sen rulo yapacaksin." Guldu.
"Sanirim, bunu ustalikla yapabilirim."
"Iceri gecip arkadaslarinla tanisabilirsin. EunJi sana yardimci olur, masani da gosterecek sana. Bir arkadasimiz yillik iznini kullaniyor, onun masasi bos olsa gerek."
"Tesekkur ederim." koltuktan kalkip yeniden selamlayarak kapidan ciktim. Kapinin disinda isminin az once EunJi oldugunu ogrendigim gozluklu kiz siritarak bana bakiyordu.
"EunJi, ismim Lay, tanistigima memnun oldum." dedim. Yuzu kizararak gozlerini kirpistirip selamladi beni.
Tek tek odadaki mimarlari tanistirmaya basladi. Luhan'in odasinin karsisindaki masada gozlerini yummus ekrana kilitlenmis elindeki mouse u oynatip duran garip kulakli uzun boylu cocugun yaninda durduk. EunJi ismimi ve burada ne aradigimi ifade edip cocugu bana takdim etti.
"Park Chanyeol. 3 boyutlandirma uzmanimiz." dedi. Selamlastik, cocuk kocaman agzini acip bana sicak bir gulumseme gonderdi. O anda ona isindigimi hissettim.
Bir diger masa da kedi suratli kizgin bakisli bir cocuk az oncekini taklit eder gidi kafasini ekranina gommustu. EunJi yine konusup beni tanitti.
"Kim Minseok, olculendirmeleri yapiyor." dedi. Kedi suratli cocuk kafasini kaldirip bana bakti, garip gulumsemesiyle bana siritti. Evet siritti cunku o agiz sekli pek de gulumsemeye benzemiyordu.
Ve bir diger masa.
"Evet Lay, bu da Do Kyungsoo, yerlesim plancimiz." Daha 15 yasinda bir cocuk gibi gosteren bu adamin yerlesim plancisi olmasina kimse inanmazdi. Aklimda bu dusunceyle sirittim. o da bana gozlerini yumup gulusmeyerek karsilik verdi.
Sonunda, 2 ay boyunca kullanacagim masama gectim, IT biriminden biri gelip bilgisayarda bir seyler yapti, adimi sordu, ismimle kullanici acti. Parmaklarinin hizini takip edemedigim icin, kafayi baska tarafa cevirip biraz once tanistigim mimarlari incelemeye basladim. Kendi aralarinda sakalasip egleniyorlardi. IT isini bitirince outlook'u acip anneme mail attim.
~Selam anne, bugun staja basladim. Sanirim burasi digerlerinden daha farkli olacak. Yine de sizinle su an Napoli'de olmayi tercih ederdim. Sizi seviyorum. Iyi tatiller.~
Pizzayi sevmezdim; ama Napoli'de olsam mutlaka denerdim. Hep bunlar kiskancliktan iste. Mail geldi. Luhan'dan geliyordu.
~Aksam yemegine gelmek ister misin?~ Adam sabahin korunde ofisine sarhos geliyordu, aksam yemeginde daha ne kadar icerdi kimbilir. Yuzumu burusturdum.
~Size katilamam, tesekkur ederim.~ diye yanitladim.
~Israr ediyorum. Asistanimi tanimak isterim. Sonucta sana guvenmem lazim.~
Mecburen ona katilmak zorundaydim simdi. olumlu yanitimi gonderip, Chanyeol'den uzerinde calistiklari son projenin dosyasinin hangisi oldugunu ogrendim. Ortak klasorden dosyayi bulup actim. Bu adamlar inanilmaz is cikariyorlardi. Proje bir alis veris merkezi projesiydi. asma katlardaki dukkan yerlesimleri japon gulu yapragi seklinde tasarlanmisti. Gozumde alisveris merkezinin hayat bulmus halini canlandirmaya calistim. orta kisim tamamen bos oldugu icin musterilere havadar bir alan saglardi. Japon gulu yapragi gorunumu ise, hem her katta magazalarin her alandan net gorulmesi hem de keskin hatlariyla modern bir gorunum demekti. Hayranligimi gizleyemedim. Bazi ufak tefek kodlamalar ve renkelndirmelerle ilgili kendi dusundukleri onumdeki dosyaya eklemeye basladim. Ilk sunulacak rapor icin iyi olurdu heralde.
Aksama kadar ofistekilerle baya bir sohbet etmistim, onlara da proje uzerindeki fikirlerimi iletmeyi ihmal etmedim. Onlar da begendiklerini ifade ettiler. Luhan'a sorup eklemeler yapabileceklerini soylediler. Baya baya onlarla kaynastigimi dusunuyordum.
Luhan, tum gun odasindan cikmamisti ara ara iceriden gelen kahkalarini duyabiliyordum. Cikis saatinde odasindan cikip yanima geldi.
"Lay, hadi cikalim." dedi. Bilgisayarimi kapatip hic ses etmeden masamdan kalktim ve pesine dustum.
"Iyi aksamlar, beyler." dedim. Herkes de cikmaya hazirdi zaten.
Sirketten cikip yakinda bir yerde bir restorana gittik. Yemeklerimizi Luhan secti. Pek karismak istememistim. Kurt gibi ac oldugum icin onume ne koysalar yerdim zaten.
"Ilk gun degerlendirmeni dinlemeyi isterim, Lay." dedi Luhan. Kafami kaldirip gozlerine baktim. O anda cok guzel baktigini farkettim.
"Tum gun ozellikle alisveris merkezi projesini inceledim. Kat planlari, magaa yerlesimleri hepsi cok hosuma gitti. Ama bazi yerlerde minik renk karisikliklari vardi. Chanyeol'e gosterdim, sizinle konusacagini soyledi."
"Guzel." dedi. Gelen etleri, izgaranin uzerine diziyordu bu sirada.
Bir sure islerle alakali, mimarlikla alakali sohbet ettik. Hangi unlu mimarlarin calismalarini begendigimi sordu, kendimi kaptirip hayranlikla bir kac projeyi anlattim, nedenleriyle. Neden sonra isten gucten bahsetmekten cani sikilmis olacak ki kendimle ilgili sorular sormaya basladi.
"Ailenle mi yasiyorsun?"
"Evet."
"Zor olsa gerek. Yine de cok guzel bir sey."
"Evet; ama hayatini onlarin istedigi gibi yasamak cok kotu. Su an da Avrupa seyahatindeler ve ben burda staj yapmak zorundayim."
"Mimarligi sevmiyor musun?"
"Istedigim bir meslek degildi. Ailem sirf mutlu olsun ve arkadaslarina beni gururla ovebilsinler diye mimarlik okumami istediler. Alistim artik; sanirim yetenegim de var. Ama yaz tatilimi de calisarak gecirmek hele de ogrenciyken, hic mutlu etmiyor beni."
"Yine de cok sanslisin." gozleri bulutlandi. "Ben ailemi kaybettim yirmi yil once, trafik kazasinda olduler. Simdi onlari cok ozluyorum. Hayatta olsalardi beni de mutlaka kendi istedikleri gibi yetistireceklerdi ben de isyan edecektim belki; ama yine de onlarin yanimda olduklarini bilmek iyi olurdu."
"Cok uzgunum, bilmiyordum."
"Uzulme, hayatimizi devam ettiriyoruz bir sekilde."
Aksam boyunca bes sise soju icti buna ragmen en ufak bir gucsuzluk ya da sarhosluk belirtisi yoktu; sabah gorudum devamli gulen adam da degildi. Cok icki konusunda dirayetli biri olmadigim icin ilk sisenin sonunda basim donmeye basladi. Samimi sohbetine kaptirip gitmistim kendimi. Yedinci sisesinin sonunda otudu yerde uyuyup kaldi. Ahhhh simdi ne yapacagim ki ben. Uyandirmaya calistim, durttum, omzuma vurdum, yuksek sesle konustum. Ise yaramadi. Hesabi odemek icin kasaya gittim, hesabin coktan odenedigini soylediler.
Cebimdeki para da zaten ancak yeterdi o kadar yemege ve yol param bile kalmazdi eve gidecek. Memnun bir vaziyette masaya donup zar zaro koluna girip ayaga kaldirdim. Kafasi omzuma dustu, uyumaya devam ediyordu. Sirtima alip restorandan ciktim. Yolun kenarinda benim cikmami bekliyormucasina duran taksici kosarak yanima geldi ve birlikte Luhan'i taksiye bindirdik.
"Luhan, uyan. Evinin adresini soylemen gerekiyor." Faydasi yoktu. Sabirsizlikla koltugunda bir adrs soylemem icin cirpinan taksiciye kendi ev adresimi soyledim, navigasyon cihazina bir seyler girdi ve hareket ettik.
Neyse ki annemler evde yoklar diye dusunmeden edemedim. Evin onune gelince taksicinin yardimiyla onu arabadan indirip sirtladim ve eve ciktim. Kendi odama goturup yataga yatirdim. Ayakkabilarini cikarirken belli belirsiz sesler cikardi, uykusunda konusuyor gibiydi. Ceketini cikarmak icin yanina oturdum, once bir kolunu zorlukla diger kolunu, hafifce boynunu kaldirip, sirtindan ceketi cektim.ah iste, sonunda oldu. Ceketini bilgisayar sandalyeme asmak icin kalkarken, bilegimi yakaladi. Gozleri hafif aralandi.
"Beni birakma, korkuyorum." gozlerinin yanindan birer damla yas suzuldu ve uykusuna dondu.
Kendimi cok kotu hissediyordum. Oylece yaninda yatagin kenarinda oturmus onu izlemeye basladim. Cenin pozisyonunu almis, elimi ellerinin arasinda tutarak uyuyordu. Yuzunun masumlugu gozlerimi doldurdu. Ailesini tarfik kazasinda kaybetmis bu adam, sabah ki alayci, kendinden emin patron degildi. Kucucuk bir cocuk uyuyordu. Dudagindaki iz dikkatimi cekti. Nasil olmustu ki; acaba o da mi ailesiyle birlikte arabanin icindeydi. Kazayi o da mi yasadi. Tanrim ne korkunc. Belki de bu yuzden bu kadar savunmasiz gorunuyordu gozume. Ailesi gozlerinin onunde olmustu. Gozlerimden akan yaslara mani olamadim. Kendi ailemi kaybetmek korkusu bu adama hissettigim duyguya karisip kalbimin sikismasina neden oldu.
Sabah gozlerimi actigimda yaninda yatiyordum, yuzu bana donuktu ve hala elim ellerinin arasindaydi. Yuzu hala cok masum gorunuyordu, dudaklarini de buzmustu. Ne kadar guzel bi yuzu var. Utanctan yanaklarimin kizarmasina mani olamadim. Yavasca elimi cekip yanindan kalktim. Onu uyandirmadan, dolaptan bugun icin giymeyi planladigim, kiyafetlerimi alip banyoya girdim. Dusumu alip giyindim, sessizce mutfaga gectim. Kahvalti konusunda en iyi yaptigim en becerikli oldugum seyi yapip bir kase misir gevregine sut koydum. Tek becerikli oldugum saydi aslinda. Kahvalti yapmaktan nefret ediyordum cunku. Yatagimda yatan adamin aksamki anlattiklarini dusunerek kahvaltimi yapmaya koyuldum.
"Gunaydin." dedi boguk bir ses ve irkilerek dusuncelerimden siyrildim. "Ozur dilerim korkuttum seni."
"Onemli degil, dalmisim. Gunaydin." dedim
"Seni aksam cok zor durumda birakmis olmaliyim. Gercekten cok uzgunum." dedi. Gozlerinde o utanci gorebiliyordum. Yine o cocuk canlandi gozumde, uzgun, mutsuz, ailesi olmayan cocuk. Yuzum dustu.
"Onemli degil. Gercekten uzgun olmana gerek yok." yaninda uyudugumdan haberdar miydi acaba diye dusundum ve yuzum kizardi. Hissettigim her duygunun suratimda patlamasi cok yanlis degil miydi. Insan genetigi cok garip. Kendi kendime kizip yuzumu burusturdum. Anlayamaz bir halde bana bakti.
"Guzel bir kahvalti icin bir iki gizli formulum var. Ister misin?" siritarak yuzune baktim. O da gulsun istiyordum cunku karsimda oyle durmasi kalbimi buruyordu.
"Isterim tabi ki. Sorun degilse."
"Sunu soylemeyi kesmelisin patron, hic sorun degil. Sen otur suraya simdi, hemen hazirliyorum." Dolaptan bir kase daha aldim, misir gevregini koydum, uzerine sutu de usta asci edasiyla gezdirip bir kasikla birlikte onune biraktim ve gururla kafami havaya kaldirip, siritarak yan yan suratina baktim.
O kucuk cocugun yuzu aydinlandi, gocleri yumuldu, gulumsuyordu. Bir kasik misir gevregini alip agzina atti. Bu sirada bende karsisina oturup kahvaltima devam ettim.
"Cok uzun zamandir ettigim en guzel kahvaltiydi. Tesekkur ederim." Tanrim, gozleri mi guluyordu. Yanlis gormuyordum degil mi, gozleri guluyordu. Elim istemsizce midemin sutune gitti. Kalbim midem de mi atiyordu simdi de. Yuzumun yine beni sirtimdan bicaklayarak kizarmasini ona gostermek istemiyodum, kafami onume egip kaseye kadar soktum sanirim.
....
Isteki ilk hafta boyunca, ofiste tam anlamiyla canima okudu. 3 gunu santiyede gecirmistik. Santiyede, diger mimarlarla ve iscilerle konusurken iki de bir topu bana atiyor, devamli olarak fikirlerimi sunmami istiyordu. Aslinda hosuma gidiyordu. Henuz iste gecen bes gunun birinde bile bir saniye sikinti yasamamistim.
Ben bu kimsesiz kucuk cocuga asik olmustum sanirim ve tum bunlar onun etkisiydi. Yanimdayken, bana bakarken, benimle konusurken, isimi sorgularken, hatta odasindan bagirip sabah kahvesini isterken bile yuzum kizariyor, pembe pembe isiklar cakiyordu etrafta. Kafama biri sopayla vurmus gibi kendimden gecip aptal aptal suratina siritiyordum.
Bugun cumaydi araya lanet olasi hafta sonu giriyordu. Onu gormeden gecirecegim iki koca gun, onlarca saat, yuzbinlerce saniye. Bu kadar umutsuz muydu durum. Kaldiramaz miydik tatili, pas gecemez miydik.
Masamda otururken her gun mutlaka maillestigim babamdan yine mail geldi.
~Evlat, bugun Barcelona'dayiz. Keske sen de burada olabilseydin, eminim hem meslegin hem de goz zevkin icin harika olurdu. Orada her seyin yolunda oldugunu umuyoruz. Annen su an yanimda ve seni cok opuyor. Kendine dikkat et evlat. Fotografta senin icin bir surpriz var.~
Sagrada Familia'nin bir de fotograf eklemisti. Gaudi ve en meshur yapisi, fotografi tam boyutta acip incelemeye koyuldum. Modern mimarinin oncusu, mukemmel tasarimi inceledim bir sure. Sonra fotografin kosesinde babamin kolunu omzuna attigi annemle gulen yuzlerine kaydi gozlerim. O kadar mutlu gorunuyorlardi ki; gozlerim doldu ve bir damla yanagimdan asagi suzuldu. Kucuk Luhan gozumun onunde canlandi; o'nunda boyle guzel anilari olmus muydu. Fotografi kapatip banyoya kosum; cunku bu lanet olasi goz yaslari durmayi reddediyorlardi. Ben de onlara daha fazla bent cekemedigim icin kendimi birakip alabildigine agladim.
Daha alti yasinda masum bir cocuk gozleri yaslarla dolu, neler oldugunu anlayamamis vaziyette kalabaligi izliyordu. Insanlar agliyor, insanlar dusunuyor. Hepsi simsiyah giyinmis. Bir oda var, bir insan giriyor, sonra o cikinca baska biri daha giriyor, onlarcaai girip cikiyorlar. Hepsinin de yuzu islak, gozlerinin cevresi kipkirmizi. Cocuga bakip daha cok aglamaya basliyorlar, onlari goren cocuk daha da cok agliyor. Sonra bir adam tutuyor elinden, onu odaya sokuyor. Kocaman iki fotograf, birinde annesinin biderinde babasinin gulumseyen yuzleri var. Ic ceke ceke nefesi kesile kesile agliyor, fotograflarin karisinda.
Tuvalet kabininin kapisi deli gibi vuruluyordu. Kendi boguk boguk aglamamin arasinda sesini duydum.
"Lay, iyi misin? Lay?" derin bir nefes aldim, elimin disiyla gozlerimi silip kabinden ciktim. Endiseli gozlerle bana bakiyordu. Uzgun gorunuyordu. Bir sey mi olmustu niye uzgun duruyordu ki.
"Neden agliyorsun? Neyin var?"
"Hic... Ben bilmiyorum."
"Soyle bana." elini omzuma atip diger eliyle cenemi kaldirdi. Gozleri bulutlanmisti.
"Annemle babam fotograf gondermisler, onlari ozledim sanirim."
"Anliyorum." elini omzumdan cekti, yuzu daha da karanlikti simdi, daha da buguluydu gozleri.
"Sonra... Sonra sen aklima geldin. Seni gordum orada, o odada, o gun fotograflarin karisinda." Bir yumru bogazima oturdu ve gozlerimden yine yaslar caglamaya basladi. Eliyle yeniden omzumu tutup beni kendine cekti. Sarildi, simsiki sarildi. Kendime hakim olamiyordum, nasil o bu kadar gucluyken burada onun icin salya sumuk aglayan ben olabiliyordum. Ne yapmisti bu adam bana. Cok asiktim. Bir sure belki bir kac dakika daha yuzumu boynuna gomup agladim.
Sakinlestikten ve suratimi biraz toiparladiktan sonra ofise donduk. Tabi herkes saskin saskin bize bakiyordu. Sorguladilar. "Ailesini ozlemis, kucugumuz." diye alayci alayci yanitladi onlarin sorularini Luhan. beni odasina goturdu, koltuga oturttu ve karsima gecti.
"Benim icin uzulme lutfen, ben gercekten iyiyim."
"Biliyorum."
"Ve sen gercekten yalnizliktan sikilmis olmalisin. Hafta sonu benimle Mokpo'ya gelmek ister misin? Orada kucuk bir balikci kasabasi var, harika bir dogaya sahip. Guzel vakit gecirmek ve dinlenmek icin harika bir yerdir."
"Bu uygun olur mu?" delice evet demek istiyordum. Seninle nereye gidersen gelirim, her nereye istersen.
"Beni cok mutlu edeceginden emin olabilirsin."
"Peki." dedi cekingen gorunmeye calisarak. Oysa ki kalbim sevincten bir sarkinin ritimlerine eslik ediyordu.
"Aksam 8'de seni evinden alirim. Benim arabamla gidecegiz."
"Tamam."
Aksam arkadaslarimla vedalasip eve gittim, Hemen kucuk bir canta hazirlayip dus aldim ve bekleyeme basladim. Altmis dakikanin gecmesi ne kadar zaman alabilirdi ki yillar filan mi. Bir kac dakikada bir karsimdaki duvara bakip saati kontrol ediyordum. Yediyi yirmi geciyor. Harika sadece kirk dakikam kaldi. Sonra yeniden bakiyorum. Hala yediyi yirmi geciyor. Pili mi bitti bu saatin nedir. Televizyaonu actim, kapattim, evin icinde dolasip duruyordum. Cebimde telefonum titredi. Mesaj gelmisti.
~Ben asagidayim, erken geldim; eger hazir degilsen beklerim.~ hazir olmamak mi asirlardir bunu bekliyorum ben, gec bile kaldiniz beyefendi.Cantami kapip evden ciktim. Asansordan nasil indigimi hatirlamiyorum bile.
Apartmanin kapisina gelince durdum, Aceleci goruntumu biraz olsun silmeye calisip agir agir kapidan cikip, sokagin karsisina park etmis olan arabaya yuruyup Yolcu kapisini actim.
"Merhaba." dedim ve arabaya binip yayildim.
"Merhaba." dedi gulumseyerek " Emniyet kemerini bagla lutfen." sesi daha ciddi daha temkinliydi. Hemen dedigini yaptim. Bunu neden bu kadar ciddiye aldigini biliyordum. O yuzden asla ona kizamaz ya da bir sey soyleyemezdim.
Dort saatlik yol boyunca, farkli farkli konuslardan bahsedip kahkahalar atip durduk. Ara sira muzikleri degistiriyor, sarkilar hakkinda da yorumlar yapiyordum. Mokpo'da kalacagimiz kasabaya girerken disariyi izlemeye daldim. Karanlikta bile guzeldi her yer. Hayatimin en guzel yolculuguydu bu. Yanimda delice asik oldugum adam vardi. Iyi de bana karsi hicbir sey hissetmiyor muydu? Belki de hayatinda biri vardir. Bugun agladim diye beni avutmak icin yaninda getirmistir. Onun kadar cekici degildim belki; ama bence yakisikliydim. Bu yeterli degil miydi? Ben huzunlu huzunlu camdan disariyi izlerken;
"Geldik." dedi. Mutlu gorunuyordu ayni zamanda da yorgun.
LUHAN POV
Lay'in daldigini gorunce sessiz kalip yola bakmaya devam ettim. Bugun onu aglarken gormek gercekten cok acitti kalbimi. Benim icin agladigina inanamiyorum. Ona karsi hissettiklerim belki de karsiliksiz degildir. Ama simdi niye boyle dusunceli. Keske aklindan gecenleri bilebilseydim.
Arabayi kasabadaki pansiyonun onune park ettim. Hala geldigimizin farkinda degildi. Gulumseyerek; "Geldik." dedim. Birden gulumseyerek bana bakti. Yanagindaki gamzesi bile ona tum sevgimi vermem icin yeterdi. Arabadan inip arka koltukta duran cantalarimizi aldim ve hayran hayran etrafa bakarak kendi tarafindan disari cikan Lay'i izlemeye daldim.
"Burasi cok guzel." dedi gulumsemesini gozlerine kadar yaymisti.
"Gunduz daha da cok seveceksin." gel hadi dedim. Kolumu omzuna attim, ne tepki verecegini bilmiyordum. Ama cok rahat davrandi. Iceri girip pansiyonda HwangMin Abeoji'ye yaklastim. Buraya ayda 2 kez mutlaka geliyordum. HwangMin abeoji ziyaretlerimi aksattigim zamanlar ozellikle arayip beni fircalamayi hic unutmazdi.
"Abeoji, ben geldim." her zamanki gibi koltugunda televizyon acik uykuya dalip gitmisti. Sesimi duyunca korkup sicradi.
"Aigoo!!!YA! Seni kucuk sipa! Her zaman gece gelmek zorunda misin hayalet gibi!" saka yollu cikisti bana. Lay kahkahalara bogulmustu. Bu cocugun kahkahalarini duyan herkes asik olurdu eminim.
"Uzgunum abeoji; ama cuma gunleri calisiyorum. Cumartesi gelirsem de zaman kaybetmis olurum. O zaman da benimle baliga cikamazsin."
"PFFTT!!! Velet." gozu yanimda hala gulen Lay'e kaydi. Abeojinin hosuna gitmisti gulumsemesi, cin cin Lay'e bakip; "Hey! Sen neye guluyorsun oyle, pamuk sekeri."
Yanaklari gercekten de pamuk seker gibi pembe pembe oldu bir anda, gamzesi ve harika gulumsemesi hala yuzundeydi ve parildayan gozlerle HwangMin abeojiye bakiyordu. Bu adami hayatimda istiyordum. Hayatima isik saciyordu resmen.
"Ben, ozur dilerim efendim." dedi doksan derece egilip. "Ismim Lay."
"Isimleri aklimda tutamam evlat. Soylemesen de olurdu." bu sefer dayanamayi ben kahkayi bastim.
"YA! SIPA! Git ordan anahtarini al odaniza gidin. Gec oldu, sabah baliga gidicez."
"Tamam abeoji." diye sirttim. O koltuguna geri kurulurken ben de cekinerek Lay'e baktim.
"Ayni oda da kalmamizda sakinca yoktur umarim. Ayri yataklar var." dedi.
"Sorun olmaz." diye karsilik verdi, yuzu hala guluyordu. Abeojiyi sevmisti, burayi da sevmis gorunuyordu simdiden.
Odaya ciktik, Abeoji her zaman odayi tertemiz tutardi, pansiyonun en guzel odasiydi. Birbirine 90 derecelik aciyla duran iki ayri duvardaki pencerelerden biri kenardaki ormana giren patikaya, digeri de Abeojinin kucuk balikci teknesinin bagli oldugu iskeleye bakiyordu. Lay odayi incelerken ben de cantalari kenara koyup yataklardan birine kendimi attim. 4 saat boyunca durmadan araba surmek cok yorucuydu. Bir o camdan disari bakiyordu bir digerinden.
Sabah camdan giren isik gozumu delerek uyandirdi beni. Kolumun uzerinde bir agirlik vardi. Lay yanimdaydi. Kivrilmis kafasini da kolumun uzerine koymus uyuyordu. Uyandirmamaya calisarak yavasca ona dogru dondum, ona sarilma istegime karsi koyamadim. Sarildim, kipirdanip bana biraz daha yaklasti, kafasini gogsume gomdu, "Seni seviyorum, Luhan." dedi.
Babamin omuzlarindaydim ve babam cok hizli kosuyordu. Gunesli, simsicak temmuz gununde yuzume vuran ruzgarin serinliginde ucuyordum sanki. Annemin neseli kahkahalari arkamizdan bizi takip ediyordu. Her yerde dev oyuncaklar, bizi cagiriyordu. "Baba, atli karinca." diye sakidim kus gibi. "Hay hay, kaptan." diyen babam rotasini degistirip atli karincaya dogru kosmaya basladi, kahkahalarim, annemin kahkahalari, babamin kahkahalari.
Hayatimin en mutlu gunuydu o gun ve simdi de bugun, gozlerimden akan mutluluk damlasiyla dudaklarimi saclarina gomup, Lay'in saclarini optum. Kafasini kaldirip bana bakti sonra da yatakta dizlerinin ustunde dogruldu. Agladigimi gorunce gozlerinin isigi sondu.
"Luhan?" ismimi soylerken gozlerinden yas geldi.
"Bugun hayatimin en mutlu bir baska gunu." dedim. Birer mutluluk damlasi daha suzuldu gozlerimden, gulumsedim. Yuzu yeniden aydinlandi bir anda ve bana sarildi, dudagima sicak bir opucuk kondurdu.
Ah tanrim, nasil olabilir, bu adam benimle aglayip benimle guluyordu. benim icin uzuluyordu. Ruhumun diger parcasini bulmustum sanki. Daha da siki sarildim, sonzuza dek birakmak istemiyordum bu adami.
Kahvaltida abeoji harika seyler hazirlamisti. Cabuk cabuk yedikten sonra bize verdigi tulumlari giyip pesine takildik, Iskeleye basli tekneye Lay'i bindirip, abeojinin tekneyi calistirmasini bekledim. Motorun sesini duyunca tekneyi iskeleye bagli tutan halati cikardim ve tekneye atladim. Kiyidan baya acildiktan bir sure sonra abeoji tekneyi durdurdu. Aglarin takili oldugu dubalarin birine yanasmisti.
"Hey" Ufaklik, tut bakayim sunu!" diye Lay'e seslendi. Lay sorgusuz sualsiz abeojinin tum emirlerini yerine getiriyordu. Aga asilip cekmeye basladim. Abeoji yanima gelip benimle beraber aga asildi. Bir dolu balik gelmisti aglara, sonra bir sonraki dubaya ilerledik. Lay baliklari kasalara dolduruyordu, biz de aglari cekiyorduk.
Ogleye kadar yirmi uc kasa balik cekmistik. kiyiya donunca tekneden kasalari alip, tek tek HwangMin abeojinin aracinin kasasina koyduk ve balik pazarina dogru yola koyulduk. Pazarda siki bir pazarlik sonrasi her zaman alis veris yaptigi adam baliklari sattik.
Pansiyona donunce kendimiza ayirdigimiz baliklari yemek icin sabirsizlaniyorduk.
Abeoji bahcede tastan yaptigi mangal benzeri ocaga odun getirmesi icin Lay'i arka tarafa gonderdi. "Sen de su baliklari temizle bakalim." diye de bana emir verdi. Abeoji ile Lay'in birbirleriyle sakalasmalarini izlerken baliklari hazirlayip yanlarina gittim. Her sey hazirdi artik kral sofrasini hazirlayabilirdik.
Aksam yemekten sorna abeoji ile sohbet edip onun genclik hikayelerinin icinde kendimizi bulduk. Bu adam benim sigindigim bir kale gibiydi. Hayata her zaman umutla bakmasi, yargilamamasi, verdigi nasihatlari, her seyiyle.
Gece abeoji yattiktan sonra verandadaki tahtadan yapma sedire kurulduk.
"HwangMin abeoji, harika bir insan. Onu cok seviyor olmalisin."
"Hem de cok seviyorum. Bu yuzden neredeyse her hafta buraya geliyorum. Sen sevdin mi onu."
"Senin sevdigin her seyi seviyorum." dedi.
"O zaman gamzeni de sevmelisin. Lay."
"Gamzemi seviyorum." dedi siritip kendi gamzesine dokunarak.
"Ve kendini de sevmelisin."
Durdu, saskin saskin bana bakti. Bir sey soylemedi.
"Seni seviyorum, Lay. Bana ne yaptin bilmiyorum; ama sen yanimdayken mutluyum." dedim. Bana dogru donup sedirde bagdas kurdu, direk gozlerimin icine bakiyordu. O bakislar karsisinda eriyip gidebilirdim.
"Ben de seni seviyorum, sen bunu zaten biliyorsun." dedi. ah dudaklarimdaki dudaklari. tum gucumu emip yok etmisti, beni.
Sabaha kadar hic uyumadan, konustuk, ona ailemi anlattim, kazayi, onlarla birlikte oldugumu. Ayni zamanda bunlari nasil tahmin ettigini de ogrenmistim ondan. Ruhumun bir diger parcasi.
Pazar ogleden sonra his istemeye istemeye abeojiden ayrilip Seoul'e donduk. Aksam Lay'in evinin onunde durunca, dayanamadim, "Senden su an ayrilmaya hazir degilim." dedim.
"Bu aksam benimle kal o zaman."
"Bunu gercekten istiyor musun?"
"Seni her an yanimda istiyorum, Luhan."
Arabayi parkedip eve ciktik. Ikimizde birer dus alip hemen uyuduk. Her aksam ona sarilip uyumayi istemek cok mu bencilceydi.
Sabah bana kendi kiyafetlerinden verdi.
"Gizli tarifli kahvaltindan istiyorum."
"Hahaha, tamam." Misir gevreklerimizi bitirip ayin en yogun haftasina baslamak uzere ofise gittik.
LAY POV
Mutluluktan olebilirdim. Iyi ki bu tasj programlari var diye dua etmeye baslayacaktim nerdeyse. Is yerine gidince hemen islerimizin basina koyulduk. Asiri yogun bir donem olacakti, cunku alis veris merkezinin kaba insaati bitmis, ince islere baslanacakti. Bu yuzden devamli ekip olarak santiyede olmamiz gerekiyordu. Gerizekali muhendislerin kafalarina gore insaati goturmesi Luhan'i deli ediyordu.
Bu hafta bir de Busan'da uc gunluk toplantisi olacakti. Ondan uc gun ayri kalmak... Dusunmek bile istemiyordum.
Ertesi sabah Luhan, Busan'a gittigi icin ofiste yoktu. Bugun Kyungsoo ve Cahnyeol, santiyede olacaklardi. Minseok'la ben de site projesine baslayacaktik. Yani Minseok baslayacak ben de ona aaldigimiz olculerin duzenlenmesinde yardim edecektim. Luhan'la sabah sadece bir kez telefonda konusmustuk. Aksama kadar da bir daha sesini duymadim.
Aksam, artik rakamlar ve olculer, bilgisayar ekrani, autocad derken, beynim eriyip gitmisti. Kendimi eve zor attim. Cok uykuya ihtiyacim vardi, telefonun sesini kisip, uyudum. Ruyamda bile cizgilerin arasinda kaybolup gitmistim.
Sabah gozumu acip telefona baktim. Herhangi bir arama ya da mesaj yoktu, Luhan'dan. Toplantilar canini sikmis olabilirdi; ama yine de keske arasaydi. Merak ettim, O'nu ben aradim, telefon onlarca kez caldi ve arama kendiliginden dustu. Tekrar aradim, yine ayni sey. Duymuyordu, bel ki de uyuyordur diye dusunup ucuncu kez aramaktan vazgectim.
Tum gun ofiste Luhan'in neden aramadigini dusunerek deliye dondum, cocuklardan biri bile onunla konusmamisti. Onlarin aklina bile gelmemis olabilirdi, o kadar yogunlardi ki. Kor olmamalarina sasirmak elde degildi. Gun boyunca bes kez daha aradim belirli araliklarla; hala yanit vermiyordu. Basina bir sey gelmis olmasi mumkun degildi. Bu lanet olasi sacma dusunceyi hemen kafamdan uzaklastirdim. Ondan haber alamamak duduncesi yiyip buturuyordu beynimi. Sadece bir haftadan biraz fazla olmustu ve bu adam tum dunyami kapliyordu.
Aksam, somurtan bir suratla herkese "Iyi aksamlar, beyler diyip." ofisten ciktim. Binanin kapisindan cikinca durup elimi cebime atip telefonumu cikardim ve bir kez daha onu aradim. Telefon calisyordu, hala acmiyordu bu adam.
"Beni mi ariyorsunuz, bayim!" diye bagirdi bir ses yolun karisindan. Lanet olsun burdaydi, donmustu hem de bir gun once, kolarini acmis arabasinin yaninda bekliyordu. Bir anda sevincten delirdim. Merdivenleri iiser ucer atlayarak ona dogru kosmaya basladim.
"LAY DIKKAT ET!"
WRITER POV
"HAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAYYIIIIIIIIIIIIRRRRRRRRRRRRR!" yatakta birden dogruldu. Kolumdaki serumun gerilen ignesi canimi yakiyordu; ama o hicbir sey hissetmiyor gibiydi.
"Luhan, iyi misin? Kabus goruyordun?" Chanyeol endiseyle ona bakiyordu.
"Lay nerede?"
"Baska bir odada. Seni sakinlestirmek icin musaadeye aldilar. Biraz dinlenmelisin dostum."
"Lay'i gormeliyim, o iyi mi?" Chanyeol Luhan'a cevap veremedi. Ne diyecegini bilmiyordu bile. Kafasini onune egdi. O anda Luhan, cilgina dondu, kolundaki serumu sokup yataktan kalkti.
"Hayir... Hayir... Dur, Luhan. Dinlenmelisin."
"Birak, Lay'i gormeliyim." odadan firladi.
Dogru duzgun onunu goremiyor, hastane koridoru deli gibi etrafinda donuyordu, Luhan'a her sabah ve aksam ustu sakinlestirici verip uyutmuslardu. Boyle boyle tam uc gun uyutuldu; cunku her seferinde cigliklar atarak kabuslardan uyaniyor, olayi tekrar tekrar yasiyordu.
Koridorda yurumeye devam etti. Chanyeol, hemsireye haber verdi, hemsire kosarak Luhan'a yetisip koluna yapisti.
"Lutffen gelin benimle, odanina donmeniz lazim, kolunuz kaniyor ve iyi degilsiniz."
"Lay, hangi odada?"
"Lutfen gelin benimle, odaniza donelim."
"SANA LAY NEREDE DIYE SORDUM LANET OLASI. LAY NEREDE?"
Hemsireyi itip, kapilarin kenarindaki camlardan odalara bakiyordu. Bir odanin onunde birden durdu.
Icerideydi, kapi aralikti, iceri girrken kulagina sesler gelmeye basladi.
"Durumu daha da kotuye gidiyor. Ailesi perisan halde."
"Peki bunu Luhan'a nasil soyleyecegiz, gunlerdir uyutuyorlar."
Luhan kapinin onune yigildi, duyduklari ruhundaki son parcayi da alip goturuyordu. Ikinci kez hayatindaki en degerli insani kaybedecek miydi?
Babasinin kafasi ufacik cocugun minik dizlerindeydi, gozleri acik cansiz cansiz ona dikilmisti. "Baba! Babaaaaa! Babaaaa! Niye konusmuyorsun benimle? Benim yuzumden mi arabamiz bozuldu. Babaaaa!BENI BIRAKMA KORKUYORUM." etrafta kimse yoktu. Cocuk aglamaya basladi. Babasi bos bos gozlerinin icine bakiyor; ama ona cevap vermiyordu.
"Babaaaaa!" birden gozlerini acti. Yine o lanet olasi hastane yatagindaydi. Bu kez odada kimse yoktu, serumu yine kolundan sokup cikardi. Yavasca yataktan indi, kapidan cikti. Sessizce yeniden Lay'in odasina ilerledi. O'nun odasinda da kimse yoktu. Yatagin yanindaki sandalyeye oturup, Lay'in elini ellerinin arasina aldi. Yuzu ve elleri bembeyazdi, yanaginda ve alnindaki kesiklere ragmen o kadar guzel gorunuyor ki diye dusundu, Luhan. Gozlerinden akan yaslarla yuzunu Lay'in eline gomdu.
Uc gun boyunca yanindan ayrilmadan orada oylece Lay'in eli ellerinin arasinda yatagin basinda bekledi, kimseyle konusmuyor, Lay'e devamli bir seyler anlatip agliyordu.
LUHAN POV
"Lutfen, beni birakma. Seni de kaybetmeye dayanamam, Lay." Karsimda bembeyaz teniyle melek gibi uyuyordu sanki. Yuzundekiler gecerdi ne de olsa, minik siyriklardi.
"HwangMin abeoji senin boyle uyudugunu gorse, eminim cok kizardi bu tembelligin icin. Hadi uyan."
"Yeter artik, lutfen, hafta sonu geliyor, Mokpo'ya gitmemiz gerek, abeoji cok kizicak yoksa. Uyan artik uykucu."
"Niye gozlerini acmiyorsun, niye konusmuyorsun. Babam gibi seninde mi kalbini kirdim. Ozur dilerim bir daha seni uzmeyecegim. Yeter ki konus benimle lutfen. Lay, konus benimle. Seni cok seviyorum, bana kizma lutfen."
LAY POV
Biri sarki soyluyor? Kim bu? Cok tanidik bir sesi var. Ne kadar guzel.
"Lay, yalvaririm, beni birakma." Luhan bu, agliyor. Tanrim bana ihtiyaci var, agliyor. Luhan'in bana ihtiyaci var.
WRITER POV
Luhan hareketsiz yatan Lay;in basinda bir sarki mirildaniyordu, sarki her seferinde hickiriklariyla ve yakarisiyla kesiliyordu. Lay, hala hareketsiz yatiyordu.
"Kalk artik yalvaririm, cok yalnizim burda sensiz. Lay, beni birakma, korkuyorum." yeniden hickiriklara boguldu.
Lay, yavasca gozlerini araladi. Kafasini oynatamiyordu, uzerinden tonlarca agirlik vardi sanki. Gozleri odada Luhan'i aradi, yanindaydi. Sesini toplamak istercesine bir kac kez zorlukla yutkundu.
"Seni asla birakmam."
_____
*Muko, ozur dilerim, 50 cesit son yazip sildim, artik beynim dayanamdigi icin bu halde bitirdim.
*Herhangi bir imla kontrolu yapilmamistir.
"Sen ağlama Layyyy T.T Sen üzülme Luluuuuu... T.T " diye diye hönkürerek okudum T.T Anem sen hep yaz hep yaz okuyup ekran başında mendil tüketmeye devam edeceğim ben daha uzun yıllar senin hikayelerinde *_____*
ReplyDeletetesekkur ederim meli :))
DeleteNerden başlasam nası yorum yapsam bilemedim. Kendini kaybetti şahika hükümsüzdür. O yüzden az karışık bir yorum olabilir şimdiden özür diliyorum. Bazı yerleri çok komikti. Misal "Staj programi icin yeni ogrenci geldi LuLu." dedi. Lulu'mu? Lulu da ne? ve Suna bak yaaa, sirkette sirket olsa bari, apartmaninin katinda daire bozmasi midir nedir?.
ReplyDeleteOnun dışında duyguları çok güzel yansıtmışssın sahneleri gözümde canlandırırken hiç zorlanmadım tıpkı gözyaşlarımı aktırken zorlanmadığım gibi. Bir an kalp krizi geçiriyordum 'Nayır nolamaz. Bunu Luhan'a yapabilemen Laaaay ' diyerek ekrana yapıştım ama Lay geri döndü. O dönmeseydi ben gidecektim .
yaklasik 10 adet farkli son yazip sildim ciddi anlamda, sonra baktim hepsi daha da uzamasina neden olacak son gibi olmayacak en iyidi dedim, hayata dondurum. kendimde mutlu olayim, iyilik kazansim dedim. :)
Deletene de güzel demişin öyle diyen aklını seveyimç Böyle yazan ellerini öpeyim ben. Ama gözlerim doldu ağladım gerçekten çok güzel anlatmışsın. Bir de geri döndün hangi birine ağlasam bilemedim asdfgh :D ben bi kere daha okumaya gidiyom
DeleteBen bunu nasıl okuduğumu bir Allah bir ben biliyorum. Zaten ağla ağla dur dur ağla ağla sonra tekrar oku tekrar ağla zaten hastaydım. Zaten okurken sana da twit attıydım... Devamını bitirmemek için mi böyle yaptın diyesim var ilk önce keşke devam etseydi wallahi çok güzel olmuş öncelikle eline koluna aklına fikrine sağlık... xie xie diyorum.
ReplyDeleteGelelim hikaye için yorumuma! Başlarındaki tasvirler çok hoş Lay'in iş yerindeki beğenememezliği anlatımı çok hoş okurken kendimi gördüm. Aynı bende iş yerim için onu düşünüyorum neyse,sonra Luhan ile tanışması etkilenmesi aşık olmasını anlaması zaten onun için ağladığı bölüm de ben bir saldım bir saldım anlatamam... Luhan'ın telefonları açmadığı yerde sonunda bir terslik olacağını anlamıştım derken görüşünce oldu ama oradaki kaza aman Allah'ım şimdi gene salya sümük ağlayacağım o yüzden kısa kesiyorum yorumumu dünkü (mendillerimin resmini koyucam buraya)Herşey çok güzel olmuş tam drama ben alkış yapıyorum ve tişkürlerimi sunuyorum efenimmmm :) ama bu yetmedi kesmedi beni ben isterim devamını bir de benim için yazar mısın eylül şii??? :) Tekrar dan XIE XIEEEEE ♥
Bu da bitirdiğim mendil paketi resmi hanım inanmazsan diye! :'3 http://ww4.sinaimg.cn/mw1024/a8120435gw1e7352m9g7kj218g0xcgt0.jpg
bi LuLAY daha mi? omonaaaaaaa..... neyse yazarim hanim bu da sana sozum olsun.
Deleteyorumun ve sumuklu medillerin icin cok tenk yu.... iyi ki birini oldurmemisim, yoksa bir sayfa soversiniz :)
bu hikaye için söyleyebileceğim tek şey ayıla bayıla okudum. duygular o kadar gerçek ki ellerimi ısırmışım okurken bitince farkettim. hele de bu yaz şantiye stajını yapan bir mimarlık öğrencisi olarak bu hikayeyi okumak beni bambaşka bir boyuta soktu :) yazdığın hikayelerin hepsi çok gerçek gibi unni eline sağlık çok teşekkürler :)
ReplyDeletebu hikaye için söyleyebileceğim tek şey ayıla bayıla okudum. duygular öyle gerçek ki ellerimi ısırmışım okurken bitince farkettim hele de bu yaz şantiye stajını yapan bir mimarlık öğrencisi olduğumdan daha ilk paragrafta mimarlık ve satj kelimelerini görünce bambaşka boyutlara geçtim müthiş bir tesadüf oldu benim için :) bunun devamını çok zor bekleyeceğim çünkü bir anda paat diye olaylar koptu şok oldum.yazdığın tüm hikayeler çok gerçek ve etkileyici unnii eline sağlık çok teşekkürler.
ReplyDeleteCansu, cok tesekkur ederim yorumun icin. Mimarligi bu sene bitirmis kuzenimle konusmustum bunu yazdigim aksam o esin kaynagi oldu diyebilirim.
Deleteama malesef bu bir one-shot (tek bolumluk) bir hikaye oldugundan devami olmayacak. devami icin siz neyi hayalliyorsaniz o olsun diye klasik bir laf edim en iyisi...
ve begendigin icin tekrar cok tesekkur ederim... :)
olsun ben tekrar tekrar okur devamını da çeşit çeşit getiririm hayalimde :D ne demek zevkle takip ediyoruz :))
DeleteEllerine sağlık çok hoş olmuş, içimi ısıttı resmen. Lulu'nun durumu ve sonrasında evrenin ona yolladığı Lay. Hediye paketini gamze ile zirvede bırakmakta orijinal fikir olmuş evrencim (:
ReplyDeleteeheheheeh tenk yu
Delete