Thursday, June 20, 2013

The Incredible Choi and Mr, Cho (Part-2)

                

                Kendisi de sakince beni izliyordu. Bir kac denemeden sonra kayit cihazini acmayi basarmis olmanin hakli gururuyla, "Evet, Bay Choi, umarim cevaplarinizi kaydetmemin bir sakincasi yoktur sizin icin." 
               "Cihazi acmak icin verdiginiz o kadar ugrastan sonra mi soruyorsunuz bunu. Hayir bir sakincasi yok, Bay Cho." ismimi bastirarak ve seytani bir ses tonuyla telaffuz etmisti. Bir anca kulaklarimin kizardigini hissetim. Ayni zamanda sinirlenmistim de. Karsimda benimle icten ice dalga gecer bir tavirla oturuyor; fakat hicbir sey yokmus gibi de kibar ve sessiz hareket ediyordu. 
               "Bay Choi, roportajin hangi konuda olacagi konusunda Hae, yani Bay Lee size bilgi verdi mi?"
               "Evet, elbette. Bu sene diplomalarinizi ben verecegim." Saka gibi benden belki de sadece bir kac yas buyuk ultra-mega zengin birinden diplomami alacak olmanin endisesini duydum bir an. Sinirlendigimi belli eder gibi kaslarimi catip dik bir pozisyon aldim. "Size bazi sorularim olacak, Bay Choi."
             "Ben de oyle dusunmustum." dedi ruhsuz bir ifadeyle.Bana guluyordu. Kustah. Yine de elimde olmadan gulumsemesini gornce yanaklarimin ates aldigini hissettim. Daha ciddi gorunmek adina biraz daha dik oturdum. 
             "Bu gorkemli imparatorlugu kurmak icin cok gencsiniz. Bu basarinizi neye borclusunuz." bakislarinda bir golgelenme sezdim, dusunceli bir bakis attiktan sonra:
             "Basariyi insan getirir, Bay Cho. Ben akilli ve dogru insanlarla calisiyorum. Ic gudulerime cok guveniyorum, insanlari tanimak konusunda. Ve simdiye dek basarimi katlamamin en buyuk yardimcisi da bu oldu." 
             "Sadece sansli da olabilirsiniz." boyle bir yorum tamamen kendi kendine dudaklarimdan dokulmustu, liste de boyle bir sey yoktu. O kadar kustahti ki. Yine de cok kisa bir sure saskinlikla bana bakti.
             "Ben ne kadar cok calisirsam sansimin o kadar arttigini dusunuyorum. Tabi bir de enerjisi yuksek bir takimla calisiyorum."
              "Belki de sadece kontrol manyagisinizdir." bu da kendi kendine dokuluvermisti. Kendime mental olarak bir tokat attim. Ne yapiyordum ben. Sadece sorulari sorup, isimi bitirip cikip gitmeliydim.
               "Her seye kontrol uygularim, Bay Cho." bunlari soylerken sesine inanilmaz bir ciddiyet  hakimdi. Gozlerini bana dikmis, hissiz bir sekilde beni izliyordu. Yanaklarim kizardi. Arrgghh lanet olsun neden hep kizariyorum ki. 
                "Yaptigim is sorumluluk sahibi olmami gerektiriyor. Su an kirkbin calisanim var, Bay Cho. Keyfime gore hareket edip, otomotiv sektorune yatirim yapmayi biraksam, ay sonunda yirmibin calisanim birer issiz olurlar. Bu nedenle siz buna kontrol manyakligi diyebilseniz de bence bu isveren sorumlulugundan daha oteye giden bir sey degildir." yine isaret parmagini dudaklarinda gezdiriyor, bir sonraki sorumu sormami beklerken yuzumu inceliyordu. Kalp atislarim hizlandi, kan yuzume hucum ediyor, kizardikca kizariyordum. Neden beni bu kadar sinir bozzucu bir sekilde etkiliyordu ki. Nefes kesici yakisikliligi mi, yakip gecen delici bakislari mi yok parmaklarini dudaginda gezdirisi mi?  
                "Bu arada muazzam guc, gizli hayallerinizde, kendi kendinizi dunyaya her seyi kontrol etmek icin geldiginize inandirmaktan gecer." diye ekledi. Afallamistim, bir insan bu kadar da mutevazilikten uzak olabilir miydi. Kontrol manyagi.
               "Rapor vermeniz gereken bir yonetim kurulunuz yok mu?"
               "Bu sirketin sahibi benim. Kimseye rapor vermem ben." cevaplari beni tiksindiriyordu. Neden bu adam beni bu kadar germisti ki.
               "Is yasaminiz disinda ilgi alanlariniz var mi, Bay Choi."
               "Elbette var. Cok cesitli hem de."
               "Gevsemek icin sadece basketbol mu oynuyorsunuz."
               "Gevsemek? Soyle soyleyeyim o zaman, Bay Cho. Sizin tabirinizle gevsemek icin basketbol oynuyorum. Az once arkadasim cikarken, sizin de bu aksam icin bir basket macina davet edildigimi duydugunuzu saniyorum. Bunun disinda da denizlere aciliyorum, cesitli fiziksel zevklerin tadini cikariyorum. Ben zengin bir adamim Bay Cho, insanlari icine cekecek cok pahali zevklere sahibim."
                "Gay misiniz?" Ah, Lee Donghae. Sana lanet olsun. Bu nasil bir soruydu boyle. 
                Kustah adam sok olmustu, gozleri fal tasi gibi acildi. Bir an ne diyecegini bilemedi ve aniden eski ruhsuz, hafif siritir haline geri dondu. Cok sakin bir tonla;
                "Hayir, Kyuhyun, gay degilim. Sadece kadinlari "
                "Uzgunum burada yaziyordu soru."
                "Arkadasiniza bunu dusundurten ne olmus acaba? merak ettim dogrusu."
                "Yaninizda hic kadinin gorunmemesi, insanlara garip geliyor ve onlarin da ilgilerini cekiyormus. Sanirim bu nedenle boyle bir soru eklendi buraya."
                 "Bunlarin sizin sorulariniz olmadigina emin misiniz?" seytani bir gulumsemeyle topu bana atmisti. Hae'ye lanet ederek ve Bay Choi'nin yuzune bakmaya utanarak -ve tabi salakca agzimda geveleyerek- "Ah... hayir... tabi ki benim degil. Burada yaziyordu hepsi."
                 "Pekala." dedi yine her zamanki ruhsuzluguyla. Ben renkten renge giriyordum. Cok utanmistim. Icimden kafami duvarlara vurmak geliyordu. Neyse ki bir daha onunla boyle bir sohbet ortaminda bulunmayacaktim. Tekrar gorusme dusuncesi bile kanimi donduruyordu. 
                 "Din konusunda cok kati bir aileniz var. Babanizinda bu konuda size karsi cok baskici oldugunu biliyoruz, bu sizin hayatinizi nasil etkiliyor, Bay Choi?" 
                  "Ailemle yasamiyorum, bu nedenle de babamla pek bu konularda konusmuyoruz. Ama inanclarin gerekliliklerine ben de uyuyorum. Zaten isi basariyla goturdugum icin de bir sorun yasamiyorum. Ailemle aram cok iyi onlari seviyorum, onlarda beni seviyorlar." sorularim bitmisti; tam tesekkur etmek icin agzimi acacakken;
                  "Okul gazetesinden arkadasiniz mi Bay Lee?"
                  "Hayir, ev arkadasim."
                  "Buraya gonullu olarak mi geldiniz?"
                  "Bay Lee cok hasta oldugu icin onun adina ben yapmak durumunda kaldim."
                  "Iyi bir arkadassin degil mi, Kyuhyun."
                  "Sanmiyorum."
                  "Mezun olduktan sonrasi icin planlarinizi yaptiniz mi, Bay Cho?
                  "Sadece Seoul'e tasinmayi ve burada calismayi dusunuyoruz. Henuz ekstra bir baska planim yok. Bay Choi, ben artik gitsem iyi olucak sizi engellemek istemiyorum."
                   "Isterseniz burada cok uygun staj programlarimiz mevcut, Bay Cho."
                   "Buraya pek uygun oldugumu sanmiyorum."
                   "Neden boyle soylediniz."
                   "Cok bariz degil mi?"
                   "Bence degil." 
                   "Gitmeliyim. Yetismem gereken bir isim var. Zamaninizi ayirdiginiz icin tesekkur ederim, Bay Choi."
                   "Pekala, Kyuhyun, tekrar gorusunceye kadar, kendine dikkat et." odasinin kapisini benim icin acmisti.
                   Hayatta isteyecegim son seydi bu adamla bir kez daha gorusmekti. Ozellikle de kendisine "gay" muamelesi yaptiktan sonra. Ben ceketimi almak icin esmere dogru yururken arkamdan geldigini  farketmemistim ta ki; "Bana ver JinHye." diyene kadar. Ceketimi asistanin elinden almis, giymem icin tutuyordu. Kalbim yine deli gibi carpmaya basladi. Bu da neydi boyle, ilk yere kapaklandigim andan beri kalbimin bana ihanetleri ardi ardina siralaniyordu. Simdi de yine ayni sey oluyordu, yuzumde mevsim domatesleriyle yarisir kirmiziliktaydi. Utanarak uzattigi ceketi giydim, hic ses cikarmadan hafifce egilerek selamladim ve neredeyse kosar gibi asansore gittim. Hadi cabuk cabuk...Harika simdi de asansorle konusuyordum; konusmak mi resmen yalvariyordum. Bir an once cikmaliydim burdan. Tanriya sukur ki asansor kata geldi ve kapilar bana kucak acarcasina kayar acildi. Iceri girdim, derin bir nefes aldim ve donup "0" tusuna bastim. Asansorun kapilari neden kapanmiyordu derken elini asansorun kapisina dayamis olan yakisikli adamla goz goze geldim. O kadar yakisikli ve cekici olmasi sinirlerimi bozuyordu. 
                  "Gorusuruz, Kyuhyun."
                  "Iyi gunler, Bay Choi." ellerini cekti ve kapilar kapandi. 
                  Zemin kata geldigimde asansorden depar atarak ciktim ve kosarak arabaya gittim. Arabaya binmeden once kafami kaldirip derin bir soluk aldim. 
                   Hicbir erkek beni Choi Siwon'un etkiledigi kadar etkilememisti ve nedenini kavramakta zorlaniyordum. Yakisikliligi? Zenginligi? Kibiri? Ne sacmaliyordum. Bir insanin kibiri nasil olurda beni etkileyebilirdi. Butun bunlar da neydi simdi? Alnimi direksiyona  dayadim ve nefesimle kalp atislarimin duzene girmesini bekledim. 
                   Busan'a dogru ilerlerken; roportaj ve karsimda sorularima cevap verdigi siradaki tavirlari, mimikleri, gozumun onunden gitmiyordu. Cok cekici, ozguven patlamalari hic bitmeyen bir adam olmasinin yaninda asiri kustah ve soguktu. En azindan benim gordugum kisi bu sekildeydi. Aslinda kustah olmaya da hakki vardi. Cok genc yasta cok buyuk basarilara sahip bir adamdi. Donhae'ye simdi daha cok sinirleniyordum. Neden bana onunla ilgili az da olsa bilgi vermemisti sanki. Karsisinda resmen sadece onundeki kagidi okuyan bir aptaldan farksizdim. Tum yol boyunca bu adami akliman cikaramayacak miydim ben. 
                    Busan'da evimizin onune geldigimde kendimi avutabilmistim. Nasilsa onu bir daha gormeyecegim. Icimdeki ses pek de bu durumda hosnut degil gibi bir inleme cikarmama neden oldu. Hizli hareketlerle arabayi parkedip eve girdim. Donghae'ye kayit cihazi ve sorularin oldugu kagidi biraktim, uzerimi degistirip isime gitmek uzere evden ciktim. Roportajin nasil gectigini bile sormasina mahal vermemistim. 
                   Yine tam zamaninda is yerimdeydim. Hemen depo kismina gecip kiayfetlerimi degistirdim ve magazadaki yerimi aldim. Magaza muduru Park Jungsoo beni gulen gozleriyle karsiladi, "Merhaba, Kyu. Yetisebilmene sevindim. Sana pek dinlenme firsati taniyamadigimiz icin uzgunum. Yaz donemi islerimiz cok yogun oluyor, biliyorsun." dedi. Ben de Choi Siwon disinda bir seyler dusunebilecegim icin ise yetisebildigime mutlu olmustum. 
                  "Onemli degil, Leeteuk Hyung. Yorgun degilim." Bana gulumseyip kasaya gecti. Gercekten de mayis donemi isler cok yogundu. Yaz tatiline cikacak insanlar simdiden ihtiyaclarini almak icin akin etmeye baslamislardi bile. Ayni zamanda bir spor giyim magazasi olmasi da daha cok musteri potansiyeli demekti. Magazaya yaz sezonu icin yeni urunler ve gecen ay gelenlerin eksikleri gelmisti. Leeteuk Hyung kasada, kardesi Yesung Hyung da reyonlarda musterilerle ilgilenirken ben ikinci kasada yeni mallarin girisini ve etiketlemesini yapiyordum. 
                  Gece eve dondugumde Donghae'nin beni soru yagmuruna tutmamasi icin, hemen odama kapanmayi planliyordum. Faket isler hicbir zaman planladigim gibi gitmezdi, su an da oldugu gibi. 
                 "Saatlerdir gelmeni bekliyorum. Hicbir sey soylemeden ise kostun. Simdi anlat bakalim. Nasil biri?
                 "Nasil biri oldugu sorulari yanitlama biciminden acikca belli olmuyor mu?"
                 "Hadiiii, bana aptal numarasi yapma Kyu. Adamin nasil yakisikli oldugunu gordun. O konudaki fikrini soruyorum."
                 "Bilmiyorum cok dikkat etmedim; ama cok genc." ne buyuk bir yalanciydim. Kotu olansa yalan soyledigimi Donghae'de biliyordu. 
                 "Eminim etmemissindir." tek kasi havada, yuz ifademden bir anlam cikarir gibi beni inceliyordu.
                 "Gidip calismam gerekiyor. Finalleri veremezsem mezun olamam, mezun olamazsam seninle Seoul'e tasinamam. Arkadasini yaninda istemiyor musun sen. Benden kurtulmaya mi calisiyorsun."
                "Sahte duygu somuruleri yapma seni kucuk seytan. Benim boyle oyunlara gelmeyecegimi biliyorsun."
                "Arrgggghhh Lee Donghae! Tamam sen kazandin. Adam cok yakisikli ve cekiciydi. Karsisinda omuzlarim dik, yuzune bakarak bile oturamadim. Fakat cok kendini begenmis olmasi sinirimi bozdu."
                 "Himm... Bu daha durust bir aciklamaydi, tesekkur ederim. Simdi gidip calisabilirsin." elini usagini gonderir gibi salladi ve kahkalarla guldu.
                "Aptal Hae."
                "Iyi geceler Aptal Kyu." ikimizde manasiz bir kahkaha krizine girdik. Sonra ben finallerime calismak icin odama cekildim. 

              Bir bucuk saat olmustu odama calismak icin gireli. Calisiyor muydum? Hayir. O adamin yuzu gozumun onunden gitmiyordu. Isaret parmagini dudaklarinda gezdirisini her dusundugumde yuzum kizariyor, midemde kelebekler ucusuyordu. Kendimi zorlayip kitaplarimin basina gectim. Bitirme sinavim icin kitap incelemesi yapmam gerekiyordu. Bir kac saat kitapla ilgili inceleme raporumu yazdiktan sonra kendimi yataga zor attim. Kafami yastigime gomup gozlerimi kapattigim anda iki kahverengi goz beynimi delip gecti. Uyu artik Kyu...
                Sabah yataktan kendimi yere atarak kalkabildim, aksi takdirde ondan ayrilmak pek mumkun olmayabilirdi. Hazirlanip ciktim evden, kulagimda muzik, uyur gezer gibi arabaya yurudum. Biraz daha uyuyamaz miydim.
                Magazaya geldigimde Yesung Hyung, siritarak, "Gunaydin, uyuyan guzel." dedi. 
               "Gunaydin, Yesung Hyung, Leeteuk Hyung gelmedi mi?"
               "Hayir o bugun gelmeyecek. Bugun yalniziz."
               "Yalniniz derken. Aiisshhh yine ben reyonda olucam yani."
               "Evet, ufaklik aynen oyle."
              Yesung Hyung'un bana ilgisi vardi; fakat her seferinde bana cocuk muamelesi yaparak kendini avutur, benden uzak durmaya calisirdi. Hos bu tabi ki benim icin iyi bir seydi. Genelde boyle durumlarda kizlar ne derlerdi ~tipim degilsin~ ya da ~ilgimi cekmiyorsun canim~, oyle bir seyler iste. Biraz da Leeteuk Hyung'dan cekiniyor olsa gerekti. Yesung Hyung, biraz farkli zevkleri ve aliskanliklari olan biriydi. Magazada olmadigi gunleri evde kendi zekasini test ederek ve fotograf cekerek gecirirdi. Onceki sene mezun olmustu, arkeoloji bolumunden, yaz donemlerinde 3 aylik kazialra gidiyordu. Buyuk ihtimalle gelecek hafta biz mezun olurken, Yesung Hyung'da kimbilir hangi ulkede hangi yuzyildan kalma bir seyin kemiklerini fircaliyor olacakti.  
           "Kahvalti yaptin mi Kyu?"
           "Biliyorsun Hyung, ben kahvalti yapmam."
           "Pekala unutmus olabilirim degil mi?"
           "Yasli kurt. Ben su sorf sortlarini asicam askiya, dun etiketleme nedeniyle ona zaman kalmamisti."
           "Tamam."
           Renk tonlarina gore sortlari askilarina asarken;
           "Deniz gozlugu ariyordum, bana yardim eder misiniz?" diye seslendi bir musteri. Isimi biraktim, girise dogru yoneldim ve cene kemigim yerinden cikti. Agzim bir anda gecirdigim sokla acilivermisti.

,,,

5 comments:

  1. Merhabalar öncelikle ellerinize sağlık ben çok ff alemine dalmış biri olmasam da türkçe okumanın hoşluğu ayrıymış bir de Kyu olunca okumamak mümkün olmadı^^söz ettiğiniz kitabı okumamışım ki alıntı olduğunu anlamamıştım notunuzu okumadan .Biliyorum şu ara Tradianen ile meşgulsunuz ama merak ettim buna devam eder misiniz umarım öyle olur da yoksa sadece giriş kısmını anlatmış gibi hissettiren fransız filmleri gibi ki çok severim, ben başlattım siz devamını getirin mi diyeceksiniz. Her halükarda ben teşekkür ederin Tradianen için de ayrıca kolay gelsin.

    ReplyDelete
  2. Cok tesekkur ederim. Bunu devam ettirmeyi cok istiyorum; fakat acikca soylemek gerekirse bu iki bolumden sonrasi icin o kitapla alakayi kestigimden bazi kurgu kisimlarinda sorun yasadim. O arada da tabi araya Tradianen girdi.
    Mumkun olan en kisa zamanda yeniden yazmaya devam edecegim. Tekrar tesekkur ederim zamanini ayirip okudugun icin.

    ReplyDelete
  3. Çok sağolun dikkate aldığınız için.Tradianen de araya girince bunun için de bir kurgu yaratmak çok kolay olmuyordur eminim. Sizin de yazmak istemeniz mutlu etti beni aslında ben de bunu merak etmiştim umarım sizin için uygun olan kısa bir zamanda devam edebilirsiniz ben takip ediyor olacağım^^ Kolaylıklar diliyorum teşekkür ederim.

    ReplyDelete
  4. Kalpsizsin vizdansızsın hanım! Anladın sen onu :D Kendi Siwon aşkını zavallı masum Kyu'm üzerinden ne de güzel anlatmışsın maşallah ♥Seni severim süt oğlan ama kankana aşığım (yazar burada malum kişiden bahsediyor)

    İtmeli çekmeli bir oyunu gözlemledikten sonra sörfçü şortu isteyen adamın peşinden gidiyorum yeni bölüme

    ReplyDelete
    Replies
    1. yeni bolumu yazinca gidersin, az dolas buralarda sen :)))

      Kyu benim ruhesim oldugundan icine ben kaciyorum onun hanim. :)

      Delete