Saturday, July 20, 2013
Tradianen (Part-5)
"Yurt disinda calistin mi hic Chanyeol?"
"Ah, hayir. Pek iyi bir model sayilmam."
"Haftaya benim defilemde yer almalisin. Izlemeye gelecek cok fazla modaci ve ajans olacak."
"Bunu konusmam gereken insanlar var."
"Oyledir, mutlaka ki. Sonucta hepimizin bir patronu var."
Yemeklerini yerken agirlikli olarak bu konulardan bahsettiler. Baekhyun, lavaboya gitmek icin masadan kalkip, odayi inceleyerek banyoya gecti. 3 dakika sonra geri dondu. Bu sirada Chanyeol onu nasil bastan cikaracaginin planlarini coktan yapar olmustu. Masada sandalyesine gecmeden once, Baekhyun bu sefer eliyle Chanyeol'un ensesine tam da saclarinin bittigi noktaya dokundu.
Chanyeol'un tum vucudunda bir karincalanma basladi. ~Cok seksi.~ diye icinden gecirdi, sonra kaskati kesildi. Baekhyun elini cekmeden parmaklarini ayni bolgede bir gezintiye cikardi. "Sana bir sey soracagim." dedi.
Chanyeol hic tereddutsuz "Ne istersen." diye teslimiyetini iletti.
"Su an kac kisisiniz?"
"6 kisi." dedi yine tereddutsuz, Chanyeol. Baekhyun hala parmaklarini ensesinde gezdiriyordu. Yaklasik on dakika kadar Chanyeol'u sorguya cekmis, her seyi ogrenmisti. Elini ensesinden cekmeden. "Simdi tum bu konusulanlari unutmani istiyorum. Haftaya defileme geleceksin."
"Tamam." dedi Chanyeol hemen.
Baekhyun ellerini cekip Chanyeol'un karsisinda sandalyedeki yerini aldi.
"Ben artik gitmeliyim. Cok fazla isim var. Yemek icin tesekkur ederim."
Chanyeol kendine gelmeye calisir gibi gozlerini kirpistirdi. "Bu aksami benimle gecirmek istersin diye dusunmustum."
"Isterdim; ama daha sonra." deyip masadan kalkti. Chanyeol tam anlamiyla zihnini yerine getiremeden odadan cikip hizla oteli terketti. Chanyeol bir anda kendine geldi, Baekhyun'un pesinden kostu; fakat cok gecti. Coktan ortadan kaybolmustu. Havaya yumruklar savurup; "LANET OLSUN!" diye bagirdi. Otele girip Kris'i buldu.
"Ufaklik? Neyin var?"
"O av degil, Kris. Sandigimiz gibi degil, tuzaga dustuk." Panikle hizli hizli olanlari anlatti. Kris dehsete dusmustu.
"Pro bunu nasil gormez. Imkansiz."
"Acilen Tradianen'e gitmemiz gerek." Kris'in odasindan kosar adimlarla lobiye yaklastilar. Sakince lobiden gecip kapinin onune ciktilar ve jet gibi yerden yukselip Tradianen'e uctular. Kris, kapinin sifresini girip kapilarin acilmasini bekledi. Kilit sesi duyuldu, celik kapilar yana dogru kayarak duvarın icinde yok oldular. Kosarak Pro'nun odasina girdiler, odada degildi, panikle ortak salona kostular. Digerleriyle birlikte bar taburesine oturmus bir seyler icerken buldular.
"Pro! Baekhyun."
"Uzgunum, Chanyeol." dedi pismanlik icinde Pro. Chanyeol sinirlenip "Aaah!" diye elini savurdu. yandaki duvarda asili cerceve alev almaya basladi.
"Chanyeol." Xiumin, atesi sondururken Chanyeol'u de sakinlestirmeye calisiyordu.
"Benden her seyi ogrenmis olabilir." dedi kizgin ayni zamanda da uzgun bir tavirla.
"Sorun degil. Hepsi benim hatam." Pro'nun bu teskin eden cumlesiyle ortam sakinlesti. Chanyeol, tum olanlari ordakilere de anlatti. Kai yine yoktu.
"Kai nerede?" diye sordu Kris.
"Odasindadir heralde, tum gun hic gorunmedi." diye yanitladi, Luhan.
"Chen, gidip bir bakar mısın?" diye rica etti, Pro.
Chen sakince bar sandalyesinden kayip ortak salondan ayrildi. Ust kata cikti, Kai'nin odasinin kapisini tiklatti, iceriden ses gelmeyince acip iceri girdi. Oda bombostu. Banyoya bakti.
"Jongin, yine nerdesin?" dedi. Odadan cikip ortak salona dondu. "Kai, odasinda yok."
"Yine, Junmyeon'a mi gitti bu cocuk. Her zaman boyle asi mi olacak?" Kris, hayal kirikligina ugramis gibi kafasini onune egdi.
"Suho'dan fazla etkilendi sanirim." parmaklariyla alnini ovusturdu, Pro.
"Pro? Dun neler oldu?"
"Suho'yu buraya getirmis." diye yanitladi Pro.
"Peki sen bunu nasil ogrendin?" diye sordu Xiumin saskinlikla.
"Her zaman gozum uzerinizde cocuklar. Boyle konularda dikkatli olmalisiniz."
"Kai'yi bulmaya gidiyorum ben." Luhan ayaga kalkti. "Ben giderim, sen kal." Chen Luhan'i omzuna bastirip geri yerine oturttu, goz kirpip kapidan cikti. Kai ile zihinsel kontak kurmadan once yeniden odasina cikti. Bu kez vurmadan kapiyi acip iceri girdi. Kai camin kenarina oturmus sehrin gecesine dalip gitmisti.
"Anlatacak misin?"
"Anlatacak ne var ki; ustun yetenekleriyle nasil da cozmus O'nun buraya geldigini."
"O gelmedi, Kai. Sen buraya getirdin."
"Ne farkeder, zaten buraya gelmeyecek mi? Zaten buraya gelmesini istemiyor mu? Bizi bosuna mi
gorevlendirdi?"
"Her birine ihtiyacimiz var. Kendi istekleriyle burada olmalilar. Bize ihanet etmeyeceklerinden emin olmamiz gerekiyor."
"Adam Luhan'i istiyordu ben de ona Luhan'i verdim. Bunda o kadar da kötü bir yan göremiyorum" sitemkar tavrından ve kızgınlığından eksilen hiçbir şey olmamıştı.
"Ve sen de O'nu istiyorsun." Chen emin bir ifadeyle Kai'nin gozlerinin icine bakiyordu. Bir kac adim daha atip camin kenarinda yerini aldi. Elini, yeniden sessizce disariyi izlemeye koyulan Kai'nin omzuna koydu. Kai, elini cekmesini ister gibi kipirdandi; ama sessiz kalmaya devam etti.
"Bunu yapma. Sen iyi bir avcisin ve sana disarida ihtiyacimiz var. Sadece sabirli olmani istiyor senden Pro."
"Chen, Pro'nun telepati gucu yok. O'nu buraya getirdigimi nasil ogrenmis olabilir?" umutuzca sormustu bu soruyu. Chen inanamaz gozlerle Kai'ye bakti.
"Bana oyle bakma, bunu sen de biliyorsun. Mutlaka biri O'na bunu soyledi. Kim? Kim?" kacirdigi bir seyleri hatirlamak istercesine gozlerini kirpistirdi.
"O aksam sizi goren oldu mu?"
"Hayir; cunku direk Luhan'in odasina geldim. Kimse gormus olamaz."
"Ya Luhan?"
"Ah, hayir hayir... O asla yapmaz bunu."
"Cok garip. Luhan'dan baska kimse gormemisse, nasil ogrenebilir. Belki de telepati gucu vardir
Pro'nun."
"Belki de." dedi Kai. Chen'le daha fazla bu konuda konusmak istemedigi icin kesip atti.
"Hadi gel, bir seyler icelim."
"Peki." birlikte ortak salona donduler. Pro bardagini yarım birakip gitmisti. Kai, kendini rahatlamis hissederek bir sise bira alip koltuga kuruldu. Hala dusunceli ve sessizdi.
"Pisstt, black pearl. Iki gundur fazla dusunmuyor musun?" Chanyeol, tum dislerini gostererek yeni buldugu bu takma isim icin kendi kendine guldu.
"Haklisin, Channie, sanirim biraz fazla dusunuyorum." istemeyerek gulumsedi.
"Aramiza yeniden hos geldin evlat."Kris bardagini havaya kaldirip "Kai'ye." dedi. Ayni anda digerleri de ellerindeki ickilerini kaldirip "Kai'ye." diye tekrarladilar. Salon bir anda isinmisti. Kai, gercekten gulumsemeye baslamisti iste.
Bardagindaki ickisini fondip yapan Kris, ayaklandi "Beyler yarin Kyungsoo'ya gidecegim. Kai'den cok korktu sanirim. O'nu avutmam gerekecek."
"Dostum, sen onu avutmak icin fazla sertsin." diye lafi yapistirdi Xiumin. Hepsi kahkahalara boguldular.
"Seksi sincap, istersen O'nu Luhan'a birakayim."
"Birilerinin olmesinden zevk aliyosunuz bence."
"O gozlerine sahip ciksan iyi edersin. Senin yuzunden gece uykularim kaciyor." Kai'nin ses tonu alay doluydu.
"Sanirim bu Luhan'in sucu." savunması belliydi Xiumin’in.
"Heeyyy. En eskiniz olmak benim sucum degil. Benim yerimde Kris olsa o da ayni seyi yapardi,
degil mi Benben."
"Sanmiyorum, evlat. Ter kokanlari yatagima almam ben."
"Ben ter kokmam." Chanyeol ustune alinmis gibi ortaya atildi ve salonda bir kahkaha topu daha yukselip tavanda patladi.
"Kactim ben." iki parmagiyla alnindan selam cakip odadan cikti Kris.
"Avcilara." bu kez elindeki ickisini havaya kaldiran Xiumin'di.
"Ve sincaplara." Chen, Xiumin'e goz kirpmisti. Gulustuler.
"Baekhyun, isini hallettin mi Channie?" Kai'nin bu sorusuyla ortam bir anda gerildi, yuzler dustu. Chanyeol kisa bir ozet gecti durumla ilgili. Herkes bu olumsuz durumun etkisiyle ciddi ciddi dinlerken Kai yeniden lafa girdi.
"Demek, Baekhyun'un gucunu kullanabildigini, Pro bilememis. Gerçekten garip." gercek Kai ortaya cikmisti, seytani gulumsemesi tam ona yakisir vaziyette digerlerine kendini gosteriyordu. Chen'in goz bebekleri buyudu. Kai'nin ne demek istedigini anlamisti, ses cikarmadi.
"Evet. Yine de umutlu."
"Mutlaka oyledir. Baekhyun, degerli bir parca sonucta." sanki konusan Kai degildi.
"En az Lay ve Suho, kadar." diye ekledi Chen dayanamayarak.
"Dostum, tam 7 yil... Bulmasi 7 yil surdu." Xiumin saskinligini gizleyemiyordu.
"Kai, seni 6 senede mi bulmustu?" merakli Chanyeol is basindaydi.
"Oyle miydi, Luhan?" soruyu ustalikla Luhan'a pasladi, Kai.
"Bilmiyorum. Ben seni iki gunde yatagima atmistim ama onu çok iyi hatırlıyorum." asla altta
kalmayan Luhan yine ortaligin kahkaya bogulmasini sagladi.
Sabaha karsi hepsi odalarina cekilirken, Luhan Kai'nin pesinden gidip onun odasina girdi.
"Ben oldugumu dusunmuyorsun degil mi?"
"Hayir, senin yapmayacagini biliyorum. Ama cok fazla sey aklimi kurcaliyor."
"Pro'nun Baekhyun'u nasil anlayamadiğıni mı dusunuyorsun?"
"Evet. O'nun telepati gucu yok Luhan. Bunu adım gibi biliyorum."
"Biliyorum. Son günlerde bir çok sey bana da garip gelmiyor degil. Sanki Pro bizim tanıdığımız adam değil.”
"Bunu cozecegim."
"O'nu gercekten onemsiyor musun? Eger oyleyse O'na dokunmam."
Sorunun Suho, hakkinda oldugunu anlayan Kai basini yana egdi. "Hayir, sadece isimi iyi yapmaya calisiyorum. O sadece bir av."
"Oyle diyorsan öyledir, iyi geceler ufaklik."
"Iyi geceler, Rudolph."
"Aaaahh, hadi ama sen de mi?"
Gulmesine engel olamayarak "Hosuma gitti. Xiumin’den beklenmeyecak bir yaratıcılık, kaçırmak ahmaklık olurdu."
"Iyi geceler kara cocuk." Luhan goz kirpip odadan cikti. Kai gulumseyerek yatagina kuruldu, biraz uyuyup dinlenmek icin gozlerini kapatti.
...
Menekse rengi lenslerini cikarip cope atti. Tum gun yeterince yorucuydu. Chanyeol yüzünden ve Chanyeol'den Tradianen hakkinda bilgi alamama korkusu. Her sey yeterince can sıkıcıydı. Kendini koltuga atip rahatlamaya calisti.
"Çok iyi bir is cikardin. Neyseki en aptalları denk geldi."
"Bir an zayif noktasini bulamayacagimi sandim. Yardimin icin tesekkur ederim."
"Teşekkür edecek bir şey yok. Baekhyun nasıl, ona bir zarar vermedin değil mi?"
“Hayır, atölyesinde uyuyordur hala muhtemelen.” Lensler yüzünden gözlerinde oluşan batma hissinden kurtulmak için gozlerini ovusturarak yanit verdi karsisindakine.
"Simdi uyu lutfen, yarın herkes icin uzun bir gun olacak. Ben de gitmeliyim."
"Haklisin, cok yorgunum. Iyi geceler."
"Iyi geceler." ve odadan kayboldu.
Sabah tam dokuz otuzda cafeden iceri girdi Kris. Kasaya yanasip sert bir ekspresso istedi, odemesini yapti ve uyari butonunu alip cam kenarinda bos bir kasaya kurulup oturdu. Iki dakika sonra uyari butonu kahvesinin hazir oldugunu belirterek titredi masada. Kalkti, agir adimlarla kahvesini almaya gitti, Kahveyi servis masasina koyan Kyungsoo karsisinda Kris'i gorunce donup kaldi. Zaten buyuk olan gozleri korkuyla daha da buyudu. Kris hicbir sey olmamis gibi kahvesini alip masasina gecti ve telefonundan maillerine bakmaya basladi. Avci olmanin yaninda buyuk bir oteller zincirinin isletmecisi olmak yeterince yorucu bir isti. Onlarca maili tek tek sabirla okudu, yanitlanmasi gerekenleri hizla yanitladi. Kahve makinelerinin arasindan Kayungsoo buyuk bir dikkatle onu izliyordu. ~Nasil bu kadar sakin olabiliyor? Her sey onun yuzunden basima geldi.~ icinden gecenler sinirini bozmustu Kyungsoo'nun. Iceriye musterinin girmemesini firsat bilerek cabuk adimlarla
Kris'in yanina gitti.
"Bana bir aciklama borclusunuz bayim." kendisinin bile beklemedigi kararli bir ifadeyle Kris'e gozlerini dikmisti. Kris sakince kafasini telefonundan kaldirdi, tedirgin gozlerle Kyungsoo'ya bakti.
"Haklisin, Kyungsoo. Ama sanirim daha uygun bir zamanda konusmaliyiz." ifadesi tedirginden ozur dileme geregi duyan bir hale burununce Kyungsoo dayanamayip yumusadi. "Ogle yemeginde." dedi ve arkasini donup isinin basina gecti. Yuzune yeniden gulumseme yayilan Kris, "Cok cabuk yelkenleri suya indiriyorsun, kucugum." dedi.
"Hyung, kardesine de kahve ismarlamak ister misin?" Chanyeol siritan suratiyla Kris'in karsisina kuruldu.
"Sokak danscimiz da gelmis. Ne icmek istersin?"
"Saka yapiyordum, siparisimi verdim bile." elindeki uyari butonunu salladi.
"Bunlar cok korkunc seyler, masada titeyince korkuyor insan."
"Sen bile korkuyorsan." kocaman siritti yine.
"Cok mu korkutucu duruyorum, Channie." ciddi bir tonla sormustu bunu. Her seferinde ona boyle
seylerin soylenmesinden aliniyor gibiydi.
"Bence cok sirinsin Hyung." buton titredi Chanyeol masadan kalkip kahvesini almaya gitti. Kris, Chanyeol'u izliyordu. Chanyeol, Kyungsoo ile sohbet ediyordu. Ufak cocuk, Chanyeol'e gulumsuyor muydu? Kris saskinligini gizleyemedi ve sesleri duymak icin odaklanmaya calisti. Tam basarili olacakken Chanyeol masaya donmustu bile.
"Insanlari dinlememelisin, Benben."
"Sana guluyor muydu o?" içindeki büyük meraka yenilip Chanyeol’ün eline koz vermek istemiyordu. Ama öyle olmadı. Dayanamayıp sormuştu.
"Cunku ben cok sirinim de senin bu meraklı kedi tavırların ne olacak. Minik çocuk etkiledi mi seni?" her daim fırsatçılık ve pislik yapmaya hazır Chanyeol fırsatı kaçırmamıştı.
"Dostum, senin yanima oturdugunu biliyor. Senden de korkmus olmali." Konuyu değiştirmeye çalışıyordu.
"Benben, ona her seyi anlat ve aramiza katilsin. Yoksa ikna etmen mumkun olmayabilir."
"Pro, gonderdi seni buraya, degil mi?"
"Evet. Dans calismam varken gelip burda seninle minik bir cocuk hakkinda konusuyor olmazdim.
Dans okulunda olmam lazim bugun, Yixing gelecek oraya, sansliysak Luhan'i ya da Kai'yi sorar."
"Ruhsuz cocuk. Bir de O vardi degil mi?"
"Bugun cuma. Yarin napiyoruz?"
"Han River'da maca ne dersin?"
"Olleeeyy derim ne diyeceğim Aksam bizimkilerle de konusuruz. Hadi ben kaçtım burası çok sıkıcı.”
Chanyeol kahvesini bitirmeden dans calismasi icin Kris’e öpücük atıp cafeden ayrildi. Ogle tatili yaklasiyordu, Kris masasindan kalkip Kyungsoo'nun da oraya gelecegini umdugu hamburgerciye gitti, Siparisini verip masaya kuruldu. Pesinden restorana Kyungsoo girdi, Kris orada degilmis gibi davranarak uzunca bir sure menuden yiyecegini secti ve kasanin yaninda beklemeye koyuldu.
"Baby boy oyun mu oynamak istiyormus." kendi duyabilecegi tonda konustu. Tepsisini alan Kyungsoo yine o kararli surata burunmus Kris'in masasina geldi. Once tepsiyi masaya birakip yavasca sandalyeye kuruldu. Yemegini yemeye koyuldu. Kris sakince Kyungsoo'yu izliyordu.
"Onceki gun kotu seyler, aslinda kotu degil; ama kotu seyler yasadigini biliyorum Kyungsoo. Sana ihtiyacimiz var."
Lokmasini henuz yutmamis olan Kyungsoo kafasini kaldirip yanaklari dolu dolu saskinca Kris'e bakti. Yuzu kizariyordu ve soylemek istedigi gizli bir sey var gibiydi.
"Bakir oldugunu biliyorum." dedi Kris. Yuzu domates gibi olmustu Kyungsoo'nun gozleri doldu. Yanagindan bir damla suzuldu.
"Sana, gucune ihtiyacimiz var." Ağlama lütfen bu dünyanın sonu değil. Yoksa sevdiğim adamla olacaktı bla bla saçmalığına mı inanıyorsun sen de.
"Bunu nasil bu kadar rahat soyleyebiliyorsunuz? Anlamiyorum." Duyduğu cümleden utanmış aşağılanmış hissetmişti ama duygularını dile getirmekten geri durmadı “Ve evet öyle düşünüyorum bu özel bir şey.”
"Her neyse. Türümüzün devamı iin ve insanların ihtiyaçları için bizimle olman gerekiyor.”
Zorlukla agzindaki lokmayi yuttu. Gozlerinden hala yaslar suzuluyordu. O aksam olanlar nasil kotu seyler olmazdi ki. Hic tanimadigi bir adamla iliskiye girmisti ve kandirilmisti.
"Ben daha bir ogrenciyim. Neden bahsettiginizi de anlamiyorum."
"Sen normal biri degilsin, Kyungsoo. Yani sandigin gibi normal sadece kendi halinde bir ogrenci degilsin. Guclerin var, insan ustu guclerin. Ve biz bizim gibi olanlarla birlikte olmak zorundayiz, bizi bekleyen zamanlar icin. Ve lutfen aglamayi artık keser misin, kucuk bir cocuk gibi gorunuyorsun."
Sarsak hareketlerle goz yaslarini sildi. Daha guclu gorunmeye calisarak ve aklindaki sorulara cevap bulma istegiyle; "Ne gücü? Sizler kimsiniz?" diye sordu.
"Bizler avcılarız. İsmimizin avcı olması seni korkutmasın zarar vermek için değil. Sadece kendi türümüzü bulup bir araya toplayabilmek için bu isim verilmiş bize. Bizler insanüstü güçlere sahip varlıklarız ve insanlara hizmet ediyoruz."
"Ne tur gucler bunlar?"
"Telepati, teleport, fiziksel guc, ucmak, ates. Daha onlarcasini sayabilirim sana."
Kyungsoo saskinliktan masaya dusen cenesini toplamaya calisiyordu; ama pek basarili oldugu seylenemezdi. Gozleri buyudu, "Bu nasil bir saka? Benimle alay etmek icin mi burdasiniz?"
"Aksam seni cafeden alacagim, benimle Tradianen'e gel. O zaman her seyin gercek oldugunu anlayacaksin."
"Size bir kere guvendim ve basima neler geldi." Gozleri yeniden bulutlandi, yaslar gorundu.
"Aglama sakin." diye cikisti Kris. "Saka yapmiyorum. O aksam oteldeki Kai idi. O bir Avci. Bu yuzden onu karsi koyamadin. Kimse O'na karsi koyamaz cunku o icindeki cinsel istegi ortaya cikarir."
"Bunlar cok cirkin tabirler." utanmisti yanaklari yeniden kizardi.
"Ama oyle, bunu sen de biliyorsun. Lutfen bana inan ve aksam Tradianen'e gel."
"Aksam evde olmam gerekiyor."
"O zaman yarin sabah, Han River'in kiyisindaki futbol sahasina gel. Sana kimse dokunmayacak ve sen dogru soyledigimi anlayacaksin."
Kris'le konustuktan sonra ogle yemegi molasi biten Kyungsoo cafeye geri dondu. Kendini hic iyi hissetmedigi icin, sefinden izin alip evine gitti. Odasinda bilgisayarinin basinda otururken kafasinda oglen duyduklari onu yiyip bitirmeye baslamisti bile.
~Benim nasil insan ustu bir gucum olabilir acaba, daha lanet olasi ders ortalamami bile yukseltemiyorum. Kahve hazirlamak da hic insan ustu bir guc gibi gorunmuyor nedense. Yarin oraya gidersem, yine o Kai denen cocugu gorecek miyim ya beni yine kandirirsa. Gelecegimle ilgili hayal ettigim bu mu benim. Tanri beni siniyor olmali.~
Annesi odasina girince korkarak bilgisayar sandalyesinde sicradi.
"Ders calisiyor olman gerekiyor Kyungsoo." dedi kapinin kenarinda durup oglunu izliyordu.
"Calisiyorum anne." kadin hicbir sey soylemeden odadan ayrildi. Kyungsoo da ders calismak umuduyla kitaplarina kafasini gomdu.
Ote yanda Chanyeol dans okulunda rutinlerini tekrar etmek yerine tum duvari kaplayan dev aynada sacma sapan mimiklerine yenilerini ekliyordu. Odanin kapisi acildi, Yixing iceri girdi. Hayranlikla dev dans salonunu inceliyordu.
"Merhaba." sicak bir siritisla Yixing'i karsiladi Chanyeol.
"Ah, merhaba. Ben Zhang Yixing."
"Chanyeol." diye karsilik verdi elini sikarken.
"Jongin ve Luhan'in arkadasiyim ben." oyle miydi? Yuzu kizardi.
"Ben de onlarin arkadasiyim. Luhan gelecegini soylemisti. Dans konusunda cok yetenekliymissin diye duydum."
"Biraz." Mutevazi olmaya çalışıyordu, övülmek pek alışkın olmadığı bir şey se sayılmazdı zaten.
"Biraz izleyelim bakalim. Sonrada beraber calisip bir seyler cikaririz." Chanyeol salonun kenarinda duran ses sisteminin yanina gitti. Ses sistemine takili mp3 calardan rastgele bir sarki secti.
Muzigi duyan Yixing, belli belirsiz hareketler yapmaya basladi, muzik ruhuna isledikce hareketleri hizlandi. Ritme uyuyordu simdi her donus, her adim, her el hareketi. Chanyeol, hayran hayran onu izlerken salona Luhan ve Kai girdi. Yixing'i rahatsiz etmek istemiyor gibi kenardan kenardan Chanyeol'e yanasip karsilarinda muzigin rtimlerinde kaybolmus cocugu izlemeye koyuldular.
Sarki biterken Yixing'de icinde bulundugu dunyadan cikip kenarda kendini izleyen cocuklarin farkina vardi. Utanarak dudaklarini sıkıp gulumsedi, gamzesi ortaya cikti. Kenarda duran uc muhtesem varlik da onu alkisladilar. Seri adimlarla yanlarina gitti.
"Harikaydin, Yixing." Ellerini iki yana acip O'na sarilmak icin one dogru bir hamle yapti. Gozleri kipkirmizi acildi ve oldugu yerde donakaldi. Hareket edemiyordu, vucuduna hukmeden sey her neyse, midesinden baslayarak tum vucuduna aci vermeye baslamisti. ~Xiumin~ diye gecirdi icinden ve odaklanarak ona ulasti. Aci dalgasi kalbine dokundugunda "AAAAHHHH!!!" diye bagirdi. Hala oldugu yerden kipirdayamiyordu. Odaklanamiyordu.
"LUHAN! Luhan neler oluyor." Chanyeol ve Kai panikle Luhan'i kaskati halinden kurtarmaya calisiyorlardi. Ikisi birden gozlerini kapatip Luhan'la baglanti kurdular. Karanlik, tek gordukleri sey zifiri karanlikti. Ne gecmis birkac dakikadan goruntu ne de simdiki su ana ait bir sey. Xiumin degildi O'na bunu yapan. Luhan bir kez daha derinlerden aci dolu bir ciglik koyuverdi.
Ikisi de panikle ne yapacaklarini bilemeyerek olduklari yer de cakili kaldilar. Yixing, gordukleri karisinda sok geciriyor, karisinda hic hareketsiz duran adamin neden aci cekip ciglik attigini cozmeye calisiyordu. Bir anda aklinda o aksam belirdi, Luhan'la gecirdigi aksam. Gulumsemesini söylüyor cunku gamzesini gormek istiyordu. Bir anda duydugu sesle irkildi.
Aci kalbinden tum damarlarina yayilmis, beynine dogru harekete gecmisti sanki. Gozlerinin kirmizisi soluklasarak beyaz bir perdeyle ortulurken; bir kez daha bagirdi ve bir kez daha. Yixing dayanamayarak aglamaya basladi, kollari hali hazirda acik duran; ama hareket edemeyen goruntusuyle Yixing'e carmiha gerilen Isa'yi hatirlatmisti. Luhan'a yaklasti, eline beline dolayip kafasini gogsune koydu.
"Lutfen... Daha cok erken..." diye fisildadi, goz yaslari bosluga akip gidiyordu. Luhan bir kez daha cektigi acinin ne denli buyuk oldugunu anlatmak istercesine ciglik atti. Daha sıkı sarildi Yixing, "Daha cok erken..." belli belirsiz dokuldu kelimeler dudaklarindan; o anda Luhan Yixing'in kollarindan kayip yere yigildi. Goz bebekleri hala soluk yerde cansiz yatiyordu.
Kai egilip hemen Luhan'i kucagina aldi ve odadan yok oldu. Yixing daha goruntunun sokunu kavrayamadan Chanyeol'un bilegini kavradigini hissetti, dans salonundan disari kordordaki pencerenin onune cekistirdi, cami acti. Yer, Yixing'in ayaklarinin altindan kayip gitti; sokak kuculuyor, evler kuculuyor, sehir kuculuyordu. Usumeye basladi, yuzundeki goz yaslari donup birer buz kristaline donustugunde kendini aniden yerde buldu.
Hastane odasi gibi bir yerdi. Bos gozlerle etrafina bakindi, bos bir koltuk yaninda ve ona kendini birakti. Beyni deli gibi isliyordu. Gorduklerini sindirmeye calisiyordu. Ah iste yine goruntu, Luhan gozlerinin icine bakıyordu "Gamzelerini gormek istiyorum." dedi.
Chen, Yixing'in yanina gitti. Hicbir seyin farkinda olmayarak bos bos bakip siritan cocugun suratini ellerinin arasina aldi, gozlerini kapatip zihnine hukmetti.
"Lay, beni duyuyor musun?" Yixing'in gozleri acildi. Karsisinda elleri yuzunde duran gence bakarak tas kesildi. Evet demek istiyordu; ama sesi yoktu, gozlerini yumdu.
"Annem..." kapali gozlerinden yaslar suzuldu.
"Lay, beni dinle. Odaklan bana."
"Duyuyorum seni." O kadar üzgün ve çaresiz hissediyordu ki çevresinde dönen şeylerin şaşkınlığını bile yaşayamamıştı.
"O'nu kurtarmalisin. Yardım etmelisin."
"Nasil?" Nasıl kurtarabilirdi ki, ne yapabilirdi.
"Hatirlamaya calis. Kendini nasil iyilestirdigini, dusun." ayni anda Yixing'in zihninde binlerce aniyi ayni anda tarayarak bir iz bulmaya calisiyordu.
"Lay, lutfen. Fazla zamanimiz yok. Luhan'i kurtarmalisin." diye yankilandi ses zihninde. Yixing yeniden aglamaya basladi. Koyu kirmizi gozlu cocuk karsisinda O'na gulumsuyordu. Dudakta bir yara izinin hic bu kadar harika durdugunu tahmin etmezdi. Nefesi nefesine karisiyordu. Ates gibi dudaklari Yixing'e dokundu.
"Lay." Ikisi de gozlerini acmis birbirlerine bakiyorlardi. Chen Yixing'e guc vermek istercesine "Bunu yapabilirsin, o guzel anilarin icin yapmalisin." dedi ve elinden tutup koltuktan kaldirdi, Luhan'in hareketsiz yattigi yatagin basina geldiler.
Yixing yatagin yanina oturdu, Luhan'in elini ellerinin arasina alip optu, sonra uzanarak dudaklarini Luhan'in dudaklarina bastirdi. Geri cekildi, tek elini Luhan'in sag yanagina koyup gozlerini yeniden kapatti ve odaklandi. Gogsu buyumeye, nefes alis verisi duzensizlesmeye basladi, Yuzu giderek daha da beyaza donuyordu.
Odadakilere asirlar kadar uzun gelen bir dakika icinde "HAAAAYIIIIRRRR!" diye bagirdi Yixing ve elini hizla Luhan'in yuzunden cekti. Luhan, gozlerini acip etrafa kirmizi kirmizi bakislar atmaya basladi. Herkes tepesinde endiseli gozlerle O'na bakiyordu. ~Tradianen'in revir odasinda ne isim var ki benim yaaa~ dedi icinde kollarini gogsunde kavusturmus sikilgan cocuk. Bir gozunu kapatti, sonra onu acip digerini kapatti.
Xiumin uzerine atlayip onu opucuklere bogdu. "Bizi cok korkuttun Rudolph."
"Bisey mi kacirdim cocuklar?"
"Ah, tabi ya sende hatirlamiyorsun. Bulasici bir sey sanirim." Luhan'la konusmalarini hatirlamisti Chen. Yixing, yaralarini iyilestirirken nasil yaralandigi ve nasil iyilestigini de unutuyordu.
"Neyi hatirlamiyorum?" diye sordu Luhan merakla.
"Olmek uzere oldugunu." dedi Chanyeol. Buna sasiran Luhan kendi zihninde saliyeler kadar kisa surecek bir gezintiye cikti.
"Cok karanlik bir kac dakika gecirmisim."
"Tam olarak 12 dakika."
Yixing odanin kapisindan cikip iceridekileri rahat birakmak istiyordu. Kapiya dogru zar zor yurudu.
"Yixing." Kai seslenmisti. "Luhan, bizimle kalmani istiyor." dedi yaninda yatan adama goz kirpip.
"Eger gercekten istiyorsa kalirim." gozleri aglamakli gulumsemesi yerine geldi. Sag yanagindaki cennet cukuru ortaya cikti. Küçük bir çocuk gibi yeniden yatağın yanına döndü.
"Gamzesi cok guzel, Kai." eski Luhan coktan geri donmus, gecenin planlarini yapmaya baslamisti bile.
"Sana soylemistim, dostum." ikisi seytanca birbirlerine sirittilar.
....
"Tao, nereye gidiyoruz."
"Bir modaciyla tanistim, gorusmeye gidiyoruz. Dunyaca unlu tasarimlari var. Belki onunla calisma
firsati bulurum."
"Iyi de ben ne yapacagim orda?"
"Manken olmak istedigini soylememis miydin? Sana da bir firsat yaratacagim." bunu duyan Sehun mutlulukla gozlerini kirpistirip, arabaya bindi.
"Nerede peki, yeri?"
"Apgujeong'ta."
"Woooaaahhh, gercekten unlu olsa gerek."
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
güçler değişmiş mi sankim? chanyeol ateşi kontrol ediyodu, Xiu'da buzu...Luhan'ın kıçını dondursaydı da gidip gelemeyeydi...Zavallı Lay'den ne istedi sdlkgjhsldjfk
ReplyDeletegucleri degismedi. Sadece birden fazla gucleri var.
ReplyDeleteSehun... görmeyi hem istiyorum hem istemiyorum :)
ReplyDeleteellerine sağlık hyung :D
jkashkshaklshdalkshdakls nedir o icindeki korku dongsaeng
DeleteEk ilave güçleri merak ediyorum. fantastik oluşu dolayısıyla hikayeyi çok beğendim. LuLay okay ama XiuHan ı-ıhhh ayrıca ne çirkef ne kıskançmış bizim Şööömin Yixing'i ne biz ne lulu yedirtir şöööömineee böle asdfsafdsadfasfd daha çok LuLay diyorum... aldın sen mesajı muko da gelsin o da döktürür şu an beynimi toplayamıyorum aklıma geldikçe yazarım ben buraya BaekYeol'ü bekliyordum bu bölüm koyduğun iyi olmuş bu arada bu yorumu yazalı 1 saat 45 dakika oldu ama ben postlayamadım telefonda konuştuğum için sonra gene yazıcam ben buraya habern ola hanım şi öptüm mucuxxxx :*
ReplyDeleteonlar okudukca ogreneceksiniz artik. Hanim, cok kendinizi bir couple a odaklamasaniz iyi edersiniz zira gercekten sandiginiz gibi bir hikaye degil bu. hem de hic.
ReplyDeletelan o en alttaki çizgiyi görünce ben bi gittim geldim nassı ya nassı biterrrrrr diye.. sorarım sana zalım yazar nassııı biterrrr nassııı.. şimdi sana çoh samimi bi yorum yapçam hazırsın mı?? geliyo... hikayede hatalar elbetteki var mesela bazı tamlamalar çok fazla tekrarlanıyo çikolata kahve renkli göz, menekşe lens gibi ama hikaye o kadar akıyo ki insan o tamlamalara geldiğinde lkjasfhksl diye okuyup geçiveriyo... bide yazdıkça daha çok açılıyosun sanki.. yani ilk bölüm ile şimdiki bölümlere bakınca aradaki fark belli oluyo.. mesela ilk bölümlerde cümleler daha kısa ve çok sıralı cümleler vardı gitti, oturdu, kalktı vs. gibi ama şimdi bunları cümleler içerisine serpiştirmişsin daha tanımlamalı cümlelere gidiyosun daha renkli oluyo bu yüzden.. bide sevişme sahnesi daha çok sevişme sahnesi hep sevişme sahnesi :DD:D: libidomu yükselttin kız manyakk.. senin yüzünden bi kaç gündür Luluma bakış açım değişti D:D:D: hikayeni çok beyeniyorum Eylül hatalar gözüme batmıyo çünkü çok akıcı şimdiye kadar okuduğum en iyi fantastik fanfiklerden biri diyebilirim.. bide bölümlerin kısa oluşu hem güzel hem değil.. pat diye en heyecanlı yerinde bitiveriyo ama 1 bölümden 8 bölüm çıkacak kadarda uzun olmaması okumamı kolaylaştırıyo.. gerçi sen sayfalarca yazsanda sanırım okurum bu hikayeyi..ben normalde hikayedeki tüm erkeklerin gay olduğu anlatımları çok sevmem ama bu hikayeye dahil olacak kızın (varsa) saçını başını yolar memelerini koparırım bilesin bacım :DDD: bideeeee XiuHan Forever and Realllllll diyorum ve defolup gidiyorum :DD
ReplyDeleteahhhhh iste bekledigim yorum bu yaaaa, ellerine saglik Arya. Evet baslarda cok kisa cumlelerle olaylari bir an once(acil degil hemen degil ama cabuk cabuk... akjdhasldahj) yazmak istedim. Aslinda cok fazla tanimlama, betimleme her neyse bunlara girmeyi dusunmuyodum. Bilirsin belki cogu yabanci ff de bole tanimlamalar cok yapilmaz.Ama birkac sonraki bolume gectikce fikrim degisti, olaylari ya da yerleri ya da kisileri cok okurlarin hayal gucune birakmak istemedim. Sadece benim gozumden gorun diye boyle daldim ama sanirim, artik gerek yok.
Deleteyazdikca acilma degil de insanlarin fikrinde olayi oturtunca olmasi gerektigi genislige donsun hikaye istedim.
tekrar hatalarina gelince bundan sonrasi icin o tekrarlara dikkat ederim. cok kullanmamin nedeni aslinda gercekten okurlarin aklinda kalmasini istedigim seyler olmasindan, cunku ustune basilmis her detay yakinda beklenmedik bir yerde karsiniza cikacak. ayrica yazarken gercekten cok hizli yaziyorum ve bazen kontrol edip duzeltmek aklima gelmiyo. Sorri.
Ben hatun kisilere uyuzlandigimdan onlari hikayelerime katmamakta israr ediyorum. Dunya gay olsun istiyorum anacim... beni bole seveceksin yapacak bisey yok. :)
operim...
Biliyorum yavrum söz konusu benim lulum olunca biliosun lay hariç hepsini kıskanıyorooom ondan şeediom ossun sen yaz kafama göre benim ilk türk fanficim hatta ilk fanficim bu oldu. Kendi yazdığım hariç kimseninkini okumadım bak :) kaldırmıo bu bünye sen biliyorsun ben daha bir şey demiyim :'3
ReplyDeleteAyguu kıskanç Şumin naptın sen canısı?
ReplyDeleteZavallı Yişink oğluşumun da zevkinin içine ettin vijdansız, bırakaydın da bitirelerdi işleriniisşdlfkg
Yassık Şumin fena yanık lan üzüldüm valla ama hayla Lulay diyom♥
Veeeee Baekyeol, sonunda! Bekliyodum bu bebeler ne zaman gelicü deyu, malum favori EXO üyelerimden ve kapıllarımdan olunca:D
Aygu BeBaek'imi nasıl yiyecek Fasulye sırığım acabası, geçem ben bi sonaki bölüme:D
Luhan in fahiseligi yapcak bisi yok... basi LU ile baslayan tum couplelara ac kendini....
ReplyDeleteşikşukun gözünüü kan bürüdü yaa tilililili! Luluya ne yediriyollar orda bebenin güçlerinden biri her erkeğin hayali gibi :))) şikşuk cezalandırılmıştır YEEESS!
ReplyDeletedepresif ergenim odasına kapattı kendini ağlanıp duruyo ilgilenen yok. ayrıca çakma masum suho nerde hanım. bak bebem onun yüzünden ağlıyooo :(
chanyeolun havalandırdığı model tao mu acabası sehunu da kendi dünyasına mı çekecek. hımmm kafamda deli sorular
baek de az kaşar diilmiş.
heee bi de 2711 kim?
basit bi hesapla: lulu şikşuku chene verse, kendine lay i alsa suho boşta kalır mecburen kaiye geçecek chanyeol baek alsa EYVAHLAR OLSUN MİNİCİK D.O YA DEV GİBİN KRİSS KALDI YAA! YETİŞİN DOSTLAR D.O HİÇ OLACAK GAYELLERDE :'(((
kadiiiiiiinnnnnnnnnnnnnnnn.... dur gulmekten yazamiyorum nan.....
Deleteoteldeki odada yek vucut isini kim gerceklestirecekse onun dogum gunu oda numaralari hanim....
senin bu hesabina bakarsak D.O. yu kurtarmak icin xiumin e krisi oldurtup, d.o. yu da suho';ya itelemem lazim ki bu durumda Kai Suho ve D.O grup olayina girerler. cix olmaz ole
Sehun gördüm bi dakka Xiumin süpersin annem
ReplyDeleteyakin zamanda bol bol gormen dilegiylen
DeleteBölümden bölüme sürükleniyorum şu an sanırım... Yorum yapayım yapayım diyorum ama ı-ıh olmuyor yani :(
ReplyDeleteZaten daha karakterleri tam oturtamadım üstüne üstlük olay üstüne olay... Beynim allah bullak oldu :/
Olayları ve karakterleri azıcık daha algıladıktan sonra yorumlıcam inşallah ^^
cok kafa yormana gerek kalmicak yakinda yaaa ole hirpalanma, oku aklinda tut yeter...
Deleteheeeeee bu boyleymis oldugunuzda daha mutlu olcam cunku :))